32. Onlara söyle denir: "Iste bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan seydir. O, her tövbe eden, onun emrini gözeten için, görmedigi halde sirf saygidan dolayi Rahmân'dan korkan ve O'na yönelmis bir kalp ile gelen kimseler içindir."
32. Onlara söyle denir: "Iste bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan seydir. O, her tövbe eden, onun emrini gözeten için, görmedigi halde sirf saygidan dolayi Rahmân'dan korkan ve O'na yönelmis bir kalp ile gelen kimseler içindir."
﴿٣٢﴾
Ve onlara şöyle denilir: İşte bu görülen dünyada size vaad olunan şeydir. Allah'a itâate her yönelen hudut ve hükümlerini koruyan için. Âyet-i kerîme’de geçen "Tu'edun" fiili ya ile de okunmuştur. Âyet-i kerîme’de geçen "Li külli evvabin" sözü “el-muttekin" sözünden bedeldir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Yönelen ve (emirlerini) koruyan herkes, işte bu size vadedilendir.
Onlara şöyle denir: "Bu; tövbe ederek Rabbine dönen ve Rabbinin kendilerini sorumlu kıldığı şeyleri yerine getiren her kişi için Allah tarafından vadolunandır."
İşte size vâdedilen cennet! Ki o, Allah'a yönelen, emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahmân'dan korkan ve Allah'a yönelmiş bir kalp ile gelen kimselere mahsustur.
Ve kendilerine şöyle denecektir: “İşte sizlere; daima Allah’a yönelen, O’nu aklından çıkarmayan, görmediği halde Rahmân’dan çekinip korkan ve samimi bir kalp ile gelen kimseye vaad edilen cennet!
İşte bu, sizin (dünyada) vaad olunduğunuz şey! Her tevbe eden, Allah’ın emrini gözeten için...
(32-34) Onlara: «Iste bu cennet, Allah’a yonelen, O’nun buyruklarina riayet eden; gormedigi Rahman’dan korkan, Allah’a yonelmis bir kalble gelen sizlere, hepinize soz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; iste sonsuzluk gunu budur» denir.
(32-33) İşte bu, size va’dolunandır. Allah’a yönelip gönül veren, (ilâhî sınırları) koruyan, gıyabında Rahmân’dan saygı ile korkan ve Allah’a yönelen bir kalb ile gelen (her insana söz verilen Cennet’tir).
(32-33) Onlara denir ki: «İşte size vaad edilen bu cennet, Allah’a yönelen, O’nun emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahman olan Allah’tan korkan ve O’na yönelen bir kalple gelenlere mahsustur.
İşte size va’d olunan; (gördüğünüz şu) cennetdir ki (o, Allahın tâatına) dönen, Onun (hudûd ve ahkâmına) riâyet eden,
(32-33) (Onlara şöyle denir:) `(İşte,) va`d edilmekte olduğunuz (Cennet) budur!(Allah`a) çokça yönelen (tevbe eden), (O`nun emir ve yasaklarını) gözeten, görmediği hâlde Rahmân`dan korkan ve (Allah`a) yönelmiş bir kalb ile gelen herkes içindir!`
İşte size vaadolunan budur. Ki o; daima Allah’a yönelen ve buyruklarına riayet eden,
(32-33) İşte bu, sizin vaadolunduğunuz şeydir, her bir tevbekar olan (vazifesini) muhafaza eden için. Rahmân’a gıyaben korku duyan ve hakka müteveccih bir kalb ile gelen kimseye (mahsus) bir cennettir.
İşte size vaadedilen budur. Daima tevbe ile Allah’a dönen, O’nun buyruklarını koruyan.
(32-33) Onlara: "İşte" denir, "buydu size vâd edilen mükâfat. Hakka yönelen, koruması gereken her şeyi koruyan, insanların görmediği yerlerde bile Rahman’a hep saygılı olan ve daima Rabbine dönen bir gönül ile gelen herkese bu mükâfat vardır."
Aynı konudaki âyetler: Kâf 35
Mekke döneminin dördüncü yilinda, Mürselat sûresinden sonra indirilmistir. Adini, ilk ayetinin basindaki “Kâf” harfinden almistir. 45 ayettir.