54. Kral, "Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım", dedi. Onunla konuşunca dedi ki: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin."
54. Kral, "Onu bana getirin, onu özel olarak yanıma alayım", dedi. Onunla konuşunca dedi ki: "Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin."
﴿٥٤﴾
Hükümdar: O'nu bana getirin! Öz be öz O'nu kendime has bir (müsteşar) edeceğim! Dedi. Bunun üzerine elçi kendisine gelerek: “ hükümdarın arzusunu yerine getir“ dedi. Yûsuf (aleyhisselâm) kalkıp zindanda bulunanlarla vedalaştı ve onlara dua etti, (çıktıktan) sonra gusül abdesti alıp, güzelce elbiseler giyerek hükümdarın yanına vardı. Sonra Yûsuf’la konuşunca ona “sen bugün, bizim yanımızda mühim bir mevki sâhibisin, İdaremizde emin (bir müsteşar) sın. Ne yapmamızı tavsiye edersin? ” dedi. Yûsuf (aleyhisselâm): Şu bolluk yıllarında yiyecek biriktir, bol ekin ek! Ve yiyeceği başaklarında sakla. Halk senden zâhire almak için sana gelecekler. Hükümdar: ” fakat bana bu işi kim yapıverecek“ dedi.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Hükümdar: Onu bana getirin, kendime has (müsteşar) alayım, dedi. Onunla konuşunca: Bugün senin yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir durumun vardır, dedi.
Hükümdar Yûsuf'un suçsuzluğunu ve ilim sahibi olduğunu anlayınca yardımcılarına: "Onu bana getirin kendime has (müşteşar) yapayım" dedi. Onu getirdiler, onunla konuştuktan sonra (Yûsuf'un) ilmi ve zekası ortaya çıkınca ona: "-Ey Yûsuf!- Şüphesiz ki bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişi oldun." dedi.
Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim. Onunla konuşunca: Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir birisin, dedi.
Kral dedi ki: “Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim.” Onunla konuşunca, “Bugün sen katımızda yüksek yeri olan, güvenilir birisin” dedi.
Hükümdar dedi ki! Onu bana getirin, kendime onu has (bir yaradımcı) edineyim. Sonra hükümdar Yûsuf’la konuşunca: "- Sen bugün, yanımızda mühim bir mevki sahibisin, emînsin". dedi.
Hukumdar: «Onu bana getirin, yanima alayim» dedi. Onunla konusunca: «Bugun senin yanimizda onemli bir yerin ve guvenilir bir durumun vardir.» dedi.
Kral, «Yûsuf’u bana getirin, onu kendime özel bir müşavir edineyim» dedi. Ne vakit ki, onunla konuştu, dedi ki: «Bugün senin bizim yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir makamın vardır!»
Hükümdar dedi ki: «Onu bana getirin, kendime tahsis edeyim.» Sonra onunla konuşunca da: «Sen bugün yanımızda gerçekten büyük bir mevki sahibisin, güvenilir birisin» dedi.
Padişah: «Getirin onu bana, dedi, onu kendime has bir (müsteşar) edineyim». Onunla konuşunca da şöyle söyledi: «Sen bu gün (den itibaren) bizim nezdimizde mühim bir mevki saahibisin, emîn (bir müsteşar) sın».
Hükümdar ise: `Onu bana getirin; kendime hâs (müşâvir) yapayım` dedi. Sonra onunla konuşunca: `Doğrusu sen bugün bizim yanımızda makam sâhibi emîn bir kimsesin!` dedi.
Hükümdar dedi ki: Onu bana getirin de yanıma alayım. Onunla konuşunca da dedi ki: Sen, bugün bizim yanımızda önemli bir mevki sahibisin, eminsin.
Ve hükümdar dedi ki: «O’nu bana getirin, O’nu kendime tahsis edeyim. Vaktâ ki O’nunla konuştu. Dedi ki: «Şüphesiz sen bizim yanımızda mevki-i emanet sahibisin.»
Kral «Getirin o adamı bana, onu yakın çevreme alayım» dedi. Yusuf ile konuşunca da ona «Bugün sen artık bizim yüksek mevkili ve güvenilir bir adamımızsın» dedi.
Hükümdâr: "Onu yanıma getirin, özel danışman edineyim." dedi. Onunla konuştuktan sonra da: "Sen artık bundan böyle, nezdimizde yüksek bir makam sahibi, tam itimad edilen bir müsteşarsın." dedi.