66. Babaları, "Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle göndermeyeceğim" dedi. Ona güvencelerini verdiklerinde, "Allah söylediklerimize vekildir" dedi.
66. Babaları, "Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle göndermeyeceğim" dedi. Ona güvencelerini verdiklerinde, "Allah söylediklerimize vekildir" dedi.
﴿٦٦﴾
Kardeşimizi de muhafaza ederiz. Hem kardeşimiz için bir deve yükü fazla alırız ki, cömert olduğu için Melik'e bu çok kolaydır. “ dediler. Babaları: “Onu sizinle asla gönderemem. Meğerki etrafınız ölmenizle yahut mağlup düşersiniz de onu getirmeye gücünüz yetmez bir suretle kuşatılmadıkça mutlaka onu bana getireceğinize dair yemin etmeniz suretiyle Allah'dan sağlam bir ahid veresiniz!“ dedi. Evlâtları bu konuda babalarına icabet ettiler. Ne zamanki bu konuda babalarına yeminlerini verdiler-Babaları: “Allah bizim ve sizin söylediklerimize karşı vekildir. Şahittir dedi. Nihayet oğlunu onlarla beraber gönderdi.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Babaları: Etrafınızın kuşatılması dışında, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe onu sizinle göndermeyeceğim, dedi. O'na kesin söz verdiklerinde: Babaları sözümüze Allah vekildir, dedi.
Babaları onlara şöyle dedi: Ölüm hepinizi kuşatır, sizden hayatta kimseyi bırakmaz, onu def etmeye ve dönmeye güç yetirememeniz hariç, Allah adına onu bana geri getirmeniz için söz vermedikçe onu sizinle göndermeyeceğim. Bunun için Allah adına söz verdiklerinde, dedi ki: "Allah söylediklerimize şahittir, O'nun şahitliği bize yeter."
(Ya'kub) dedi ki: Kuşatılmanız (ve çaresiz kalma durumunuz) hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına bana sağlam bir söz vermediğiniz takdirde onu sizinle beraber göndermem!» Ona (istediği şekilde) teminatlarını verdiklerinde dedi ki: Söylediklerimize Allah şahittir.
Ya‘kūb şöyle cevap verdi: “Aşılamaz engellerle kuşatılmanız hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına yeminle kesin söz vermediğiniz takdirde onu sizinle beraber göndermem!” Ona hepsi de kesin söz verince, “Söylediklerimize Allah şahittir” dedi.
Babaları: "- Siz ölümle kuşatılmadıkça, muhakkak surette onu (Bünyamin’i) bana getireceğinize dair Allah’dan sağlam bir yemini bana verişinize kadar, asla onu sizinle beraber gönderemem." dedi. Onlar, babalarına yeminlerini verince, o şöyle dedi: "-Allah söylediklerimiz üzerine vekildir (onları yerine getirir)."
Babalari: «Hepiniz helak olmadikca onu bana geri getireceginize dair Allah’a karsi saglam bir soz vermezseniz, sizinle gondermeyecegim» dedi. Soz verdiklerinde: «Sozumuze Allah vekildir» dedi.
Yâkub, «Onu bana (geri) getireceğinize dair Allah adına sağlam ve kesin söz vermedikçe, onu elbette sizinle göndermiyeceğim. Meğer ki kuşatılıp ölümle burun buruna gelmiş olsanız» dedi. Sağlam ve güvenilir söz verdiklerinde Yâkub, «Allah bu dediklerimize karşı vekildir» diyerek (razı oldu).
Babaları dedi ki: «Hepiniz çaresiz kalmadıkça onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah’dan bir yemin vermedikçe, onu, kesinlikle sizinle göndermem». Onlar da Allah’a and içerek babalarına söz verince, babaları dedi ki: «Bu söylediklerinize Allah vekildir».
(Ya’kub): «Etraafınız kuşatılıb (çaresiz kalmanız müstesna) onu bana behemehal getireceğinize dâir Allahdan bana sağlam bir teahhüd verilinceye kadar onu sizinle beraber, (kaabil değil) göndermem» dedi. Artık ona (babalarına) te’mînâtlarını verince o da: «Allah benim ve sizin bu dediklerimize vekîl (şâhid olsun)» dedi.
(Babaları) dedi ki: `Etrâfınız kuşatılmadıkça (öylesine çâresiz kalmanız müstesnâ), onu bana mutlaka getireceğinize dâir, Allah adına bana sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle berâber aslâ göndermem!` Ne zaman ki ona te`mînâtlarını verdiler,(o da:) `Allah, söylediklerimize Vekîldir` dedi.
Dedi ki: Etrafınız kuşatılmadıkça muhakkak bana getireceğinize dair Allah’a karşı sağlam bir söz vermezseniz, onu sizinle asla göndermem. Artık onlar söz verince: Allah söylediklerinize Vekil’dir, dedi.
Dedi ki: «Onu sizinle beraber göndermem, onu bana getireceğinize dair Allah Teâlâ’dan bana sağlam bir ahidde bulunacağınıza değin. Meğer ki, etrafınız ihata edilecek olsun.» Vaktâ ki, ona ahidlerini getiriverdiler. Dedi ki: «Allah Teâlâ da dediklerimizin üzerine şahiddir.»
Babaları «Hep birlikte ölüm çemberine düşmeniz ihtimali dışında, onu kesinlikle geri getireceğinize ilişkin bana Allah adına sağlam bir güvence, bağlayıcı bir söz vermedikçe onu sizinle birlikte göndermem» dedi. Oğullarının istediği güvenceyi vermeleri üzerine dedi ki; «Bu söylediklerimize Allah vekildir.»
Yâkub şöyle cevap verdi: "Siz kendiniz helâk olmadıkça, onu bana getireceğinize dair Allah’ın huzurunda sağlam bir söz vermeden, ben asla onu sizinle göndermem!" Onlar kendisine kesin söz verince de dedi ki: "Allah Teâlâ da bu söylediklerimize şahittir, gözeticidir."