25. Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
25. Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
﴿٢٥﴾
Onlar ki, mallarında isteyene ve mahrûm kalana (zengin sayılarak) istemekten utanana belirli bir hak vardır tanırlar. O da zekâttır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
İsteyene ve (istemekten utanıp) mahrum kalana.
Onlar, mallarını kendilerine gelip isteyenlere ve herhangi bir sebepten ötürü rızıktan mahrum kalıp, istemeyenlere verirler.
Mallarında, isteyene ve (isteyemediği için) mahrum kalmışa belli bir hak tanıyanlar;
İsteyene ve yoksun kalmışa mallarından belli bir hak tanıyanlar;
Hem dilenen, hem de iffetinden dilenemiyen için...
(22-27) Ancak namaz kilip namazlarinda yoksul ve yoksuna belirli bir hak taniyanlar, ceza gununu dogrulayanlar, Rablerinin azabindan korkanlar boyle degildir.
(24-25) Mallarında, muhtaç durumda olana, maldan yoksun bulunana belirli bir hak ayıranlar.
Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.
(24-25) Mallarında sâil ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar,
(24-25) Ve onlar ki mallarında, dilenen ve (iffetinden dolayı dilenmeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak (olan zekât) vardır (o hakkı onlara verirler).
Dilenen ve yoksula.
Dilenen ve mahrum olan için.
Saile ve mahruma.
(24-25) Onlar o kimselerdir ki mallarında isteyen ve yoksun olanların haklarını ayırırlar.
Mekke döneminin baslarinda, Hâkka sûresinden sonra indirilmistir. Adini, üçüncü ayetinde geçen ve “yükselme dereceleri” anlamina gelen “el-Meâric” kelimesinden almistir. 44 ayettir.