24. Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
24. Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
﴿٢٤﴾
Âyetin tefsiri için bak:25
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Onların mallarında belli bir hak vardır.
Onların mallarında farz kılınmış belirli bir pay vardır.
Mallarında, isteyene ve (isteyemediği için) mahrum kalmışa belli bir hak tanıyanlar;
İsteyene ve yoksun kalmışa mallarından belli bir hak tanıyanlar;
Onlar ki, mallarında belirli bir hak vardır:
(22-27) Ancak namaz kilip namazlarinda yoksul ve yoksuna belirli bir hak taniyanlar, ceza gununu dogrulayanlar, Rablerinin azabindan korkanlar boyle degildir.
(24-25) Mallarında, muhtaç durumda olana, maldan yoksun bulunana belirli bir hak ayıranlar.
Onların mallarında belli bir hak vardır,
(24-25) Mallarında sâil ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar,
(24-25) Ve onlar ki mallarında, dilenen ve (iffetinden dolayı dilenmeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak (olan zekât) vardır (o hakkı onlara verirler).
Ve onlar ki; mallarında belirli bir hak vardır;
(23-24) Onlar ki namazları üzerine devam ederler. Ve onlar ki, mallarında bir malum hak vardır.
Mallarında belli bir hisse vardır.
(24-25) Onlar o kimselerdir ki mallarında isteyen ve yoksun olanların haklarını ayırırlar.
Aynı konudaki âyetler: Zâriyât 19
Aynı konudaki âyetler: Zâriyât 19
Mekke döneminin baslarinda, Hâkka sûresinden sonra indirilmistir. Adini, üçüncü ayetinde geçen ve “yükselme dereceleri” anlamina gelen “el-Meâric” kelimesinden almistir. 44 ayettir.