16. Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz, cehennem derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.
16. Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz, cehennem derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.
﴿١٦﴾
Başın derisini yüzer. Âyet-i kerîme'de geçenşevâ başın derisi mânâsına gelen şuvât kelimesinin çoğuludur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Deriyi yakıp kavurur.
Sıcaklığının ve alevlerinin şiddetinden kafanın derisi hızlıca soyulup ayrılır.
Derileri kavurup soyar.
Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki o (cehennem) alev alev yanan, derileri kavurup soyan bir ateştir.
Eli ayağı, (bütün uzuvları) söküp çıkarandır.
(15-18) Hayir, olmaz... Orada sirtini cevirip yuzgeri edeni, malini toplayip kimseye hakkini vermeden saklayani cagiran, deriyi soyup kavuran, alevli ates vardir.
Bedenin etrafını ve organlarını koparırcasına kavurur.
Derileri kavurur, soyar.
bedenin bütün uzuvlarını söküb koparandır (o).
(15-16) Hayır! Çünki o (ateş), derileri kavurup soyan, şiddetli bir alevdir!
Deriyi soyup kavurandır.
(15-16) Hayır. Asla. Şüphe yok ki o bir mühim ateştir. Nâsın derisi için bir soyup dağıtıcıdır.
Deriler kavurur, soyar.
Eli, ayağı, bütün uzuvları söküp atar.
Mekke döneminin baslarinda, Hâkka sûresinden sonra indirilmistir. Adini, üçüncü ayetinde geçen ve “yükselme dereceleri” anlamina gelen “el-Meâric” kelimesinden almistir. 44 ayettir.