29. Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: "Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı."
29. Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: "Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı."
﴿٢٩﴾
Kavminin ileri gelenlerine ”ey ileri gelenler! Bana çok şerefli mühürlenmiş bir mektup bırakıldı. Âyet-i kerîme’de geçen el-meleu-inni - terkibi iki hemzenin tahkiki ve ikinci hemzenin teshili () meksûr olarak vav'a kalb edilmesi ile okunmuştur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
(Sebe Melikesi) Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı
Kraliçe mektubu aldı ve şöyle dedi: "Ey ileri gelenler! Gerçekten bana çok önemli ve değerli bir mektup bırakıldı."
(Süleyman'ın mektubunu alan Sebe' melikesi,) «Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı» dedi.
Sebe melikesi (adamlarına) şöyle dedi: “Beyler! Bana çok önemli bir mektup gönderilmiş!
(Sebe’ hükümdarı Belkıs kavmine) dedi ki: "- Ey seçkin topluluk! Bana çok iyi bir mektup bırakıldı.
(29-31) Sebe melikesi: «Ey ileri gelenler! Bana, Bismillahirrahmanirrahim diye baslayan ve ’sakin bana karsi bas kaldirmayin ve teslim olarak gelin’ diyen Suleyman’dan gonderilen onemli bir mektup birakildi» dedi.
(29-30) (Hüdhüd verilen emri aynen yerine getirdi. Sebe’ Melikesi): «Ey ileri gelenler!» dedi, «doğrusu bana cok önemli bir mektup bırakıldı; şüphesiz ki o, Süleyman’dandır; Rahman ve Rahîm olan Allah adıyladır.»
(Süleyman’ın mektubunu alan Sebe melikesi): «Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı» dedi.
(Sebe’ hükümdarı) dedi ki: «Ey ileri gelenler, hakikat bana çok şerefli bir mektub bırakıldı».
(Mektûbu alan Sebe` Melîkesi:) `Ey ileri gelenler! Doğrusu bana (pek) şerefli bir mektub bırakıldı!` dedi.
Dedi ki: Ey ileri gelenler; gerçekten bana çok şerefli bir mektup bırakıldı.
(Hükümdar olan kadın) Dedi ki: «Ey ileri gelenler! Şüphe yok ki bana, çok şerefli bir mektup bırakıldı.»
"Ey ileri gelenler, gerçekten bana çok şerefli bir mektup bırakıldı."
Kraliçe: "Değerli danışmanlarım! "Bana çok önemli bir mektup gönderildi."
Aynı konudaki âyetler: Bakara 233, Âl-i İmrân 159, A'râf 107, A'râf 114, Neml 34