19. O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz.(Yaptığı iyiliği) Ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
19. O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz.(Yaptığı iyiliği) Ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
﴿١٩﴾
Onun yanında hiç kimsenin mükâfatlandırılacak bir nimeti yoktur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Hiç kimseden bir karşılık, nimet beklemez.
O; malından infak ettiklerini, birinin ona verdiği bir nimete karşılık olarak, infak etmemiştir.
Yüce Rabbinin rızasını istemekten başka onun nezdinde hiçbir kimseye ait şükranla karşılanacak bir nimet yoktur. Ve o (buna kavuşarak) hoşnut olacaktır.
O öyle biridir ki, hiç kimsenin kendisi üzerinde karşılığını ödeyeceği bir hakkı olmadığı halde sırf yüce rabbinin rızâsını kazanmak için yardım eder.
Onda, (bu takva sahibinde) hiç kimsenin bir nimeti yoktur ki, (yaptığı hayırlı amel) o nimete karşılık tutulmuş olsun.
(19-20) O yaptigi iyiligi birinden karsilik gormek icin degil, ancak yuce Rabbinin hosnudlugunu gozeterek yapmistir.
O’nun yanında hiç birine, karşılığı verilecek bir (minnet borcu) nimeti yoktur.
Onun yanında, başka bir kimse için karşılığı verilecek hiçbir nimet yoktur.
Onun nezdinde bir kimsenin (Allah tarafından) mükâfat edilecek — hiçbir ni’met (ve minnet) i yokdur,
Onun yanında (o malını Allah yolunda sarf edenin üzerinde), hiçkimsenin karşılığı verilecek bir ni`meti (bir alacağı) yoktur.
O’nun nezdinde, bir kimsenin karşılık olarak verilecek hiç bir nimeti yoktur.
Halbuki, onun yanında hiçbir kimsenin bir nîmeti yoktur ki, o mükâfaatlansın.
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için yapmaz.
O, verdiğini kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olarak vermez. Verdiğinden ötürü hiç kimseden mükâfat da beklemez.
Mekke döneminin hemen baslarinda gönderilen bu sûre, “leyl” yani geceye yeminle basladigi için bu adi almistir. 21 ayettir.