44. İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah'a mahsustur. Onun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.
44. İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah'a mahsustur. Onun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.
﴿٤٤﴾
İşte burada yani Kıyâmet gününde gerçek yardım ve hâkimiyet hak olan Allah'ındır. O, mükâfatça şayet mükâfat verirse, başkasının mükâfatından da hayırlı ve mü'minleri neticelendirme yönünden de hayırlıdır. “Velayet“ şeklinde vav'ın fethası ile okunursa yardım “Vilâyet“ şeklinde vav'ın kesresi ile okunursa hâkimiyet manasını ifade eder. “ el'Hak” zamme olarak okunursa velayetin, kesra ile konursa lafza-i celal'in sıfatı olur. “ ukuba” kafın sükunu ile de okunmuştur. “sevab”Ve “ ükba” kelimeleri temyiz olmak üzere mansup okunmuşlardır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
İşte bu durumda velayet/yardım, şüphesiz Allah’tandır. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel akıbeti veren yine O'dur.
İşte bu makamda yardım etmek yalnız Allah'a aittir. O, Allah -Subhânehu ve Teâlâ- Mümin olan veli kullarına sevap verme bakımından çok hayırlıdır. Yüce Allah bu kulları için sevabı kat kat verir ve en güzel akıbeti hazırlar.
İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan Allah'a mahsustur. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel âkıbeti veren yine O'dur.
İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan Allah’a mahsustur. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel âkıbeti veren yine O’dur.
İşte bu halde, yardım ve hâkimiyyet, hak olan Allah’a mahsustur. O, mükâfatça da hayırlıdır, âkıbetçe de hayırlıdır.
Iste burada kudret ve hakimiyet, varligi gercek olan Allah’indir. Mukafatlandirma bakimindan hayirli olan da, sonuclandirma yonunden hayirli olan da O’dur.
İşte burada sâhiblilik, kuvvet ve yardım Hakk olan Allah’a aittir. O sevabca da, cezaca da (en âdil) en hayırlıdır.
İşte burada yardım, yalnız hak olan Allah’a aittir. O’nun verdiği mükâfat da daha hayırlıdır, netice de daha hayırlıdır.
İşte bu makamda (ve bu halde) nusret ve haakimiyyet, hak olan Allahındır. O, sevabca da hayırlı, aakıbetce de hayırlıdır.
İşte orada (kıyâmet gününde) yardım, ancak hak olan Allah`a mahsustur.(Mü`minlere) sevabca en hayırlı, âkıbetce de en hayırlı olan (ve kullarını en güzel ni`metlere kavuşturan) O`dur.
İşte burada velayet, yalnız hak olan Allah’ındır. Mükafatlandırma bakımından da hayırlı olan, neticelendirme bakımından da hayırlı olan O’dur.
Böyle bir vaziyette velâyet, ancak hak olan Allah’a mahsustur. O sevapca en hayırlıdır ve akibetce de en hayırlıdır.
İşte orada koruyuculuk ve egemenlik, varlığı «gerçek» olan Allah’ın tekelindedir. En yararlı ödül ve en hayırlı akıbet yalnız O’nun katındadır.
Öyle bir yerde himaye ve yardım, sadece hak ve hakikatin ta kendisi olan Allah’a mahsustur. En iyi mükâfatı da, en güzel âkıbeti de veren O’dur.