43. Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
43. Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
﴿٤٣﴾
O'na bağı yok olduğu esnada Allah'tan başka yardım edecek bir cemâat de yoktur. Bağı helâk olduğu zaman kendi kendini de kurtaracak güçte değildi. “Velem-tekün“ya ile de okunmuştur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Allah’tan başka ona yardım edecek topluluk da yoktu. Kendindi kendine bile yardım edemedi.
Bu kâfirin başına gelen cezayı durdurup engel olacak bir topluluk da yoktu. Hâlbuki kendisi cemaatinin çokluğu ile iftihar ediyordu. Allah Teâlâ'nın ona ait bahçeyi helak etmesinden kurtarması imkansızdı.
Kendisine Allah'tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.
Ona Allah’tan başka yardım edecek yandaşları da yoktu; kendisi de (bu felâkete) engel olamadı.
Allah’dan gayri, kendisine yardım edecek bir topluluğu da yoktu, Allah’ın intikamından kendi nefsini de kurtaramadı.
Ona, Allah’tan baska yardim edebilecek adamlari da yoktu, kendi kendini de kurtaramadi.
Ona Allah’tan başka yardım edecek bir çevre ve topluluğu da yoktu; kendi kendine yardım edecek durumda da değildi.
Onun Allah’tan başka yardım edecek adamları yoktur ve Allah’a karşı kendi nefsini de kurtaramadı.
Ona Allahdan başka yardım edecek bir cemaat yokdu. Kendisi de öc alabilecek değildi.
Allah`dan başka ona yardım edecek adamları da yoktu; kendi kendini kurtarıcı da değildi.
Allah’tan başka ona yardım edecek adamları da yoktu. Yardım edilen de olmadı.
Ve onun için Allah’tan başka yardım edecek bir cemaat de yok idi ve kendisine yardım edebilecek bir halde değildi.
O anda ne Allah dışında, yardımına koşabilecek destekçiler bulabildi ve ne de kendi kendini kurtarabildi.
Hasılı o, Allah’tan başka kendisine sahip çıkacak bir topluluk da bulamadı, kendi kendini de kurtaramadı.