45. Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.
45. Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.
﴿٤٥﴾
O hâlde bırak onları, tepelenecekleri ölecekleri güne kavuşsunlar.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
O halde bırak onları! Tâ ki (azaba) çarpılacakları günlerine kavuşsunlar.
-Ey Resul!- Azap görecekleri günlerine ulaşıncaya kadar onları inkâr ve inatları üzerine bırak. O gün kıyamet günüdür.
Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak.
Artık dehşete kapılacakları gün ile yüzyüze gelinceye kadar onları kendi halleriyle baş başa bırak.
O halde (Ey Rasûlüm), bırak onları; tâ o çarpılacakları (ölüm) günlerine kadar...
Carpilacaklari gune erismelerine kadar onlari birak.
Sen onları çarpılacakları güne kavuşmalarına kadar bırak.
Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak.
Artık onları çarpılacakları günlerine kadar (hallerine) bırak.
(Ey Habîbim!) Artık, içinde çarpılacakları günlerine (kıyâmete) kavuşuncaya kadar onları (kendi hâllerine) bırak!
Artık çarpılacakları günlerine erişinceye kadar bırak onları.
Artık onları bırak, o kavuşacakları güne değin ki, onda çarpılıp helâk olacaklardır.
Korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları.
O halde sen onları, darbe yiyip çarpılacakları güne kadar kendi hallerine bırak!
Mekke döneminin ikinci yarisinda, Secde sûresinden sonra indirilmistir. Adini, ilk ayetinde geçen ve Sina dagina isâret eden “Tûr: dag” kelimesinden almistir. 49 ayettir.