11. İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!
11. İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!
﴿١١﴾
Şiddetli azâb o gün peygamberleri (önceden) yalanlayan kimseler içindir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
O gün yalanlayanların vay haline!
Yalanlayanların hüsrana ve helaka uğrayacak olmalarından dolayı vay onların hallerine! Zira Yüce Allah o günde kâfirleri azabı ile tehdit etmiştir.
Yalanlayanların vay haline o gün!
İşte o gün vay haline (dini) yalan sayanların!
Vay artık o kıyamet günü, Peygamberi tekzib edenlere!...
(9-12) Gogun sarsildikca sarsilacagi, daglarin yurudukce yuruyecegi gun; iste o gun, daldiklari yerde eglenip oyalanarak kiyameti yalanlayanlara yazik olacak!
(9-10-11-12) O gün, gök döndükçe dönecek. O gün (Hakk’ı) yalanlıyanların vay hâline ! Ki onlar, daldıkları şeyde (küfür ve sapıklık içinde) eğlenip dururlar.
Vay haline o gün yalanlayanların!
Vay artık o gün (peygamberleri önce) tekzib edenlere!
Artık yalanlayanların o gün vay hâline!
İşte o gün; yalanlayanların vay haline.
(10-11) Ve dağlar bir yürüyüş ile yürüyüverir. Artık o gün vay tekzîp edenler için.
O gün, yalanlayanların vay haline.
O gün, hakkı yalan sayıp Peygambere yalancı diyenlerin vay hallerine!
Mekke döneminin ikinci yarisinda, Secde sûresinden sonra indirilmistir. Adini, ilk ayetinde geçen ve Sina dagina isâret eden “Tûr: dag” kelimesinden almistir. 49 ayettir.