9. Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?
9. Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?
﴿٩﴾
Bir dil ile iki dudak.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Bir dil, iki dudak,
Konuşabileceği bir dil ve iki dudak vermedik mi?
Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) göstermedik mi?
Ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi?
Bir dil ve iki dudak?
(8-9) Biz onun icin iki goz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
(8-9) Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi ?
Bir dil ve iki dudak?
(kalbine tercüman olacak) bir dil, (boş boğazlığına mâni’ olacak) iki dudak?
(8-9) (Biz) ona (diğer insanlar gibi) iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?
Bir dil ve iki dudak.
(8-9) Onun için iki göz vermedik mi? Ve bir dil ile iki dudak vermedik mi?
Bir dil, iki dudak vermedik mi?
Gönlüne tercüman olacak dil ve dudaklar, vermedik mi?
Mekke döneminin baslarinda gönderilen bu sûre, adini birinci ayetinde geçen ve kutsal Mekke sehrine isâret eden “el-Beled: sehir, belde” kelimesinden almistir. 20 ayettir.