16. Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
16. Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
﴿١٦﴾
Yahut topraklı fakirlikten dolayı toprağa sürünmüş bir yoksula. Âyet-i kerîme’de geçen “fekke ile Et'ame “ fiilleri bir kırâatte iki fiil yerine masdar ve merfû’ olarak okunmuşlardır. Birincisi “Rekebe “ye muzaaf, ikincisi ise tenvinlenmiştir. Buna göre “Akabe ” kelimesinden önce istifham takdir edilir. Bu şekildeki kırâat “Akabe'yi açıklamaktadır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Veya sürünen bir düşkünü.
Veya hiçbir şeye sahip olmayan bir fakiri.
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.
Veya bir kıtlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.
Yahud toprak üstüne yığılan miskine...
(14-16) Yahut, aclik gununde, yakini olan bir oksuzu, yahut topraga serilmis bir yoksulu doyurmaktir.
(14-15-16) Veya açlık gününde (kıtlık zamanında) hısım sayılan bir yetime veya yere serilmiş (bitkin, kimsesiz) bir yoksula yedirmektir.
Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.
yahud toprakda sürünen bir yoksula.
(14-16) Veya bir açlık gününde akrabâlığı olan bir yetîmi veya toz toprak içinde kalmış bir yoksulu doyurmaktır.
Yahut yerde sürünen bir yoksula.
(15-16) Karabet sahibi olan bir yetime. Veyahut yerlere serilmiş bir yoksula.
Hiçbir şeyi olmayan yoksulu,
Ya da yeri yatak, (göğü yorgan yapan, barınacak hiçbir yeri olmayan) fakiri doyurmaktır.
Mekke döneminin baslarinda gönderilen bu sûre, adini birinci ayetinde geçen ve kutsal Mekke sehrine isâret eden “el-Beled: sehir, belde” kelimesinden almistir. 20 ayettir.