2. Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
2. Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
﴿٢﴾
Ey Resûlüm Muhammed! Sen bu beldeye helâlsin. Şöyle ki, bu belde sana helâl kılınacak ve orada savaşacaksın. Nitekim Allahü teâlâ bu va'adini Mekke'nin fetih gününde yerine getirmiştir. Bu cümle, üzerine kasem edilenle, üzerine atfedilen arasında bulunan muterize cümlesidir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Sen de bu beldede bulunuyorsun.
-Ey Peygamber!- Orada yaptıkları sebebiyle öldürülmeyi hak edenin öldürülmesi ve tutsak edilmeyi hak edenin tutsak edilmesi sana helaldir.
Bu beldeye -ki sen bu beldedesin-, babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.
Senin de içinde oturmakta olduğun o kente;
Sen (Ey Rasûlüm), ikamet ederken bu beldede;
(1-2) Bu, Mekke sehrine yemin ederim; ki sen bu sehirde oturmussun.
Sen bu şehirde yerli olarak oturmuşsundur. (Bu şehir sana daha lâyık ve daha helâldir).
Ki sen bu beldede oturmaktasın.
Sen bu beldeye halâl iken.
Ki sen bu beldede oturmaktasın.
Sen de bu beldede oturmuşsun.
(1-2) Yemin ederim bu beldeye. Ve sen bu beldede ikamet etmektesin.
Ki sen bu şehre girmektesin.
Senin bu beldeye girişin hakkı için!
Mekke döneminin baslarinda gönderilen bu sûre, adini birinci ayetinde geçen ve kutsal Mekke sehrine isâret eden “el-Beled: sehir, belde” kelimesinden almistir. 20 ayettir.