32. "Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız."
32. "Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız."
﴿٣٢﴾
“Umulur ki, Rabbimiz bize, onun yerine daha hayırlısını verir. Tevbemizi kabul edip, bize bahçemizden daha hayırlısını vermesi için herhalde biz Rabbimize yöneliyoruz.” kendilerine ondan daha güzel bir bahçe verildiği rivâyet olunmaktadır. Âyet-i kerîme'de geçen “yubeddile “ fiili şeddesiz olarak da okunmuştur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz, ancak Rabbimizden dilemekteyiz.
Umulur ki, Rabbimiz bize bu bahçeden daha hayırlısını verir. Biz, bir tek Rabbimizi arzuluyor, O'ndan bağışlanma diliyor ve O'ndan hayır istiyoruz.
Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artık) Rabbimizi(O'nun hoşnutluğunu) arzuluyoruz.
Belki rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Biz rabbimizden bunu diliyoruz.”
Umulur ki Rabbimiz, bize, onun yerine daha hayırlısını verir. Muhakkak biz, Rabbimizden hayır istiyenleriz."
«Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; dogrusu artik, Rabbimizden dilemekteyiz.»
Umulur ki Rabbimiz, o bahçenin yerine bize daha iyisini verir. Biz artık Rabbımızı (O’nun lûtf-u keremini) gönülden istemekteyiz, dediler.
Ola ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimize yönelir, ondan umarız.
«(Eh) Rabbimizin bize, bunun yerine, ondan daha hayırlısını vermesi me’müldür. Biz (bütün dilek ve isteklerimizi artık) gerçekden Rabbimize çevirenleriz».
`Olur ki Rabbimiz, bize onun yerine ondan daha hayırlısını verir. Şübhesiz biz,(artık) Rabbimize (O`nun rızâsına) yönelenleriz!`
Belki Rabbımız bize bundan daha iyisini verir. Doğrusu biz; artık Rabbımızdan dilemekteyiz.
(31-32) Dediler ki: «Yazıklar olsun bizlere. Şüphe yok ki biz haddi tecavüz etmişler olduk. Umulur ki Rabbimiz bize ondan daha hayırlısını bedel olarak verir, şüphe yok ki biz teveccüh edip Rabbimizin affını rica edenleriz.»
Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz.
Olur ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimizin rahmetini arzu ediyor, O’na dönüyoruz."
Mekke döneminin baslarinda, muhtemelen Hz. Peygambere karsi çikislarin siddetlendigi bir zamanda indirilmistir. Alak sûresinden sonra gönderilen ilk sûre oldugu da rivâyet edilir. Adini, “kaleme” yemin edilen birinci ayetinden almistir. Ilk ayetinde geçen “Nûn” harfi de sûrenin diger bir meshur ismidir. 52 ayettir.