26. Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.
26. Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.
﴿٢٦﴾
Fakat bahçeyi simsiyah yanmış gördüklerinde, “ herhalde biz bahçenin yolunu şaşırmışız bu bizim bahçemiz değildir. “ dediler.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Onu gördüklerinde: Yolu şaşırdık, dediler.
Bahçeyi yanmış olarak gördüklerinde birbirlerine şöyle dediler: “Biz bahçenin yolunu şaşırdık.”
Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız! dediler.
Bahçeyi gördüklerinde ise, “Herhalde yanlış yere gelmişiz; yok yok, ürünü kaybetmişiz” dediler.
Vakta ki o bahçeyi (böyle yanmış kapkara) gördüler : "-Biz, herhalde yanlış gelmişiz." dediler.
(26-27) Bahceyi gorduklerinde: «Herhalde yolumuzu sasirmis olacagiz; belki de biz yoksun birakildik» dediler.
(26-27) Bahçeyi görünce : «Biz şüphesiz şaşırıp (başka yere) sapmışız, hayır biz mahrum kalmışız» dediler.
Fakat bahçeyi gördüklerinde: «Biz herhalde yanlış gelmişiz» dediler .
Fakat onu (bu halde) görüverince dediler ki: «Her halde biz yanlış gelenleriz».
Fakat orayı (bahçeyi o perişan hâlde) gördüklerinde: `Muhakkak biz, elbette(bahçesinin yolunu) şaşıran kimseleriz (her hâlde yanlış yere geldik!)` dediler.
Onu gördüklerinde dediler ki: Herhalde biz yanlış geldik.
(26-27) Vaktâ ki o bostanlarını (o halde) gördüler, dediler ki: «Şüphe yok bizler elbette sapık kimseleriz. Hayır, biz mahrum kimseleriz.»
Fakat bahçeyi görünce «Herhalde biz yolu şaşırdık» dediler.
Bahçeyi görünce, apışıp kaldılar. "Galiba yolu şaşırdık, yanlış yere geldik!" dediler.
Mekke döneminin baslarinda, muhtemelen Hz. Peygambere karsi çikislarin siddetlendigi bir zamanda indirilmistir. Alak sûresinden sonra gönderilen ilk sûre oldugu da rivâyet edilir. Adini, “kaleme” yemin edilen birinci ayetinden almistir. Ilk ayetinde geçen “Nûn” harfi de sûrenin diger bir meshur ismidir. 52 ayettir.