9. Öyleyse sakın yetimi ezme!
9. Öyleyse sakın yetimi ezme!
﴿٩﴾
Öyle ise malını almak veya başka bir suretle yetime kötü muamele etme!
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Şimdi yetimi hor görme!
Küçük yaşta babasını kaybetmiş kimselere kötü muamele etme ve onları küçümseme.
Öyleyse yetimi sakın ezme.
O halde sakın yetimi ezme!
Öyle ise, yetime gelince; zulüm etme.
Oyleyse sakin oksuze kotu muamele etme;
O halde, sakın öksüzü hor görüp ona kötü davranma !
Öyleyse sakın yetimi ezme.
O halde, yetime gelince: (Ona sakın) kahretme.
O hâlde yetîme gelince, sakın (onu) ezme!
O halde sakın yetime kahretme.
Artık yetime sakın kötü bir muamelede bulunma.
Yetime gelince sakın onu üzme,
Öyle ise, sakın yetimi güçsüz bulup hakkını yeme, sakın onu küçümseyip üzme!
Aynı konudaki âyetler: Bakara 83, Bakara 177, Bakara 215, Bakara 220, Nisâ 2
Mekke döneminin baslarinda, Fecr sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen “sabahin aydinligi, kusluk vakti” anlamina gelen “ed-Duhâ” kelimesinden almistir. 11 ayettir.Fecr sûresinden sonra bir süre vahiy kesilmisti. Iman ile küfrün mücâdele ettigi bir dönemde, gücünü Allah’tan alan Peygamber için vahyin kesilmesi, onun yapayalniz kalmasi demekti. Öte yandan, bunu firsat bilerek “Rabb’i Muhammed’i terk etti!” diyen inkârcilarin samatalari, onun üzüntüsünü bir kat daha artiriyordu. Peygamber, isledigi bir kusur sebebiyle Rabb’inin onu cezalandirdigini düsünerek üzüntülü bir hâlde beklerken, hem ona Rabb’inin hosnutlugunu ve ikramlarini bildirerek yüregine su serpen, hem de kiyâmete kadar gelecek müminleri dünya ve âhiret nîmetleriyle müjdeleyen mübarek Duhâ sûresi nazil oldu: