4. Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.
4. Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.
﴿٤﴾
Muhakkak âhiret; orada sana tahsis edilmiş yüce değerler bulunduğunda, senin için dünyadan daha hayırlıdır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Gerçekten ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.
Ahiret yurdu, içinde bulunan kesintisiz kalıcı nimetlerden ötürü senin için dünya hayatından daha hayırlıdır.
Gerçekten senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır.
Elbette işin sonu senin için öncesinden daha hayırlı olacaktır.
Muhakkak ki ahiret, senin için dünyadan daha hayırlıdır.
Dogrusu ahiret senin icin dunyadan daha hayirlidir.
Ve elbette Âhiret senin için Dünya’dan daha hayırlıdır.
Ahiret senin için dünyadan iyi olacaktır.
Elbette âhiret senin için dünyâdan hayırlıdır.
Gerçekten sonraki (âhiret) ise, senin için evvelkinden (dünyadan) daha hayırlıdır.
Ahiret, elbette senin için dünyadan daha hayırlıdır.
Ve elbette ki, senin için ilerisi evvelinden daha hayırlıdır.
Andolsun senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır,
Elbette senin için her zaman, işin sonu, başından daha hayırlıdır.
Mekke döneminin baslarinda, Fecr sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen “sabahin aydinligi, kusluk vakti” anlamina gelen “ed-Duhâ” kelimesinden almistir. 11 ayettir.Fecr sûresinden sonra bir süre vahiy kesilmisti. Iman ile küfrün mücâdele ettigi bir dönemde, gücünü Allah’tan alan Peygamber için vahyin kesilmesi, onun yapayalniz kalmasi demekti. Öte yandan, bunu firsat bilerek “Rabb’i Muhammed’i terk etti!” diyen inkârcilarin samatalari, onun üzüntüsünü bir kat daha artiriyordu. Peygamber, isledigi bir kusur sebebiyle Rabb’inin onu cezalandirdigini düsünerek üzüntülü bir hâlde beklerken, hem ona Rabb’inin hosnutlugunu ve ikramlarini bildirerek yüregine su serpen, hem de kiyâmete kadar gelecek müminleri dünya ve âhiret nîmetleriyle müjdeleyen mübarek Duhâ sûresi nazil oldu: