10. Sakın isteyeni azarlama!
10. Sakın isteyeni azarlama!
﴿١٠﴾
Dilenciyi de fakirliği sebebiyle azarlama!
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
İsteyeni azarlama!
İhtiyaç sahibi olan dilenciyi de azarlama.
El açıp isteyeni de sakın azarlama.
El açıp isteyeni de sakın boş çevirme!
Dilenciyi de azarlama.
Ve sakin bir sey isteyeni azarlama;
Ve bir şey isteyeni azarlama!
Dilenciyi de azarlama.
Sâile gelince: (Onu) da azarlayıb koğma.
Ve dilenciye gelince, sakın (onu) azarlama!
Ve bir şey isteyeni azarlama.
(10-11) Ve bir şey dileneni de sakın kovma. Fakat Rabbin nîmetini de yâd et.
Dileneni de azarlama.
İsteyene de kaba davranma, onu azarlama!
Mekke döneminin baslarinda, Fecr sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen “sabahin aydinligi, kusluk vakti” anlamina gelen “ed-Duhâ” kelimesinden almistir. 11 ayettir.Fecr sûresinden sonra bir süre vahiy kesilmisti. Iman ile küfrün mücâdele ettigi bir dönemde, gücünü Allah’tan alan Peygamber için vahyin kesilmesi, onun yapayalniz kalmasi demekti. Öte yandan, bunu firsat bilerek “Rabb’i Muhammed’i terk etti!” diyen inkârcilarin samatalari, onun üzüntüsünü bir kat daha artiriyordu. Peygamber, isledigi bir kusur sebebiyle Rabb’inin onu cezalandirdigini düsünerek üzüntülü bir hâlde beklerken, hem ona Rabb’inin hosnutlugunu ve ikramlarini bildirerek yüregine su serpen, hem de kiyâmete kadar gelecek müminleri dünya ve âhiret nîmetleriyle müjdeleyen mübarek Duhâ sûresi nazil oldu: