3. Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.
3. Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.
﴿٣﴾
Ey Resûlüm Muhammed! Rabbin seni ne terk etti, ne de sana darıldı, (ne de) sana buğz etti. Vahyin on beş gün gecikmesi sırasında kâfirler “Rabbi onu terk etti ve ona darıldı “ deyince bu âyet-i kerîmenâzil olmuştur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Rabbin seni terk etmedi ve (vahyi geciktirerek) seni öfkelendirmedi.
-Ey Peygamber!- Vahiy bir süre kesildiğinde müşriklerin dediği gibi, Rabbin seni ne terk etti ve ne de senden nefret etti.
Kuşluk vaktine ve sükûna erdiğinde geceye yemin ederim ki Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı.
Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı.
Rabbin seni terk etmedi (Ey Rasûlüm), darılmadı da...
Rabbin seni ne birakti ve ne de sana darildi.
Rabbin seni terketmedi ve sana darılmadı..
Rabbin seni bırakmadı ve darılmadı.
(Habîbim) Rabbim seni terketmedi. (Sana) darılmadı da.
(Habîbim, yâ Muhammed! Vahiy bir müddet gecikmekle) Rabbin seni ne terk etti, ne de (sana) darıldı!
Rabbın seni ne terk etti, ne de darıldı.
Rabbin seni ne terketti ve ne de (sana) darıldı.
Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı,
Ey Resulüm! Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.
Mekke döneminin baslarinda, Fecr sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen “sabahin aydinligi, kusluk vakti” anlamina gelen “ed-Duhâ” kelimesinden almistir. 11 ayettir.Fecr sûresinden sonra bir süre vahiy kesilmisti. Iman ile küfrün mücâdele ettigi bir dönemde, gücünü Allah’tan alan Peygamber için vahyin kesilmesi, onun yapayalniz kalmasi demekti. Öte yandan, bunu firsat bilerek “Rabb’i Muhammed’i terk etti!” diyen inkârcilarin samatalari, onun üzüntüsünü bir kat daha artiriyordu. Peygamber, isledigi bir kusur sebebiyle Rabb’inin onu cezalandirdigini düsünerek üzüntülü bir hâlde beklerken, hem ona Rabb’inin hosnutlugunu ve ikramlarini bildirerek yüregine su serpen, hem de kiyâmete kadar gelecek müminleri dünya ve âhiret nîmetleriyle müjdeleyen mübarek Duhâ sûresi nazil oldu: