19. Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.
19. Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.
﴿١٩﴾
Kim de mü'min olarak âhireti ister ve çalışmasını ona göre yaparsa, âhirete lâyık bir şekilde amel işlerse, işte böylelerinin çalışması Allah katında şükranla karşılanır makbul olur ve sevabı verilir. Âyet-i kerîme’de geçen “Ve hüve mü’minün” lâfzı, hâl cümlesidir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Kim de ahireti ister ve bir mümin olarak tüm çabasıyla onun için çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.
Kim yapmış olduğu hayır amellerle ahireti kast edip riyadan, gösterişten uzak durursa ve o Allah'ın iman edilmesini farz kıldığı şeylere iman ederse işte onlar Müminlerin vasıflandıkları vasıflara haiz olanlardır. Çalışmaları Allah katında makbuldür ve Allah Teâlâ bu iyi amellerinin karşılığını onlara verecektir.
Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.
Kim de âhireti ister ve bir mümin olarak âhiret için ona yaraşır bir çabayla çalışırsa işte böylelerinin çabaları karşılık görecektir.
Kim de mümin olduğu halde ahireti ister ve çalışmasını da onun için yaparsa, işte bunların çalışmaları makbul olur.
Ahireti isteyip, inanmis olarak onun icin gerekli calismada bulunan kimselerin, iste onlarin calismalari sukre deger.
Kim de Âhiret"! ister ve mü’min olarak orası için lâyık olduğu biçimde çalışıp çaba gösterirse, işte onların çalışıp çabalaması övülmeye ve kabul edilmeye lâyıktır.
Kim de ahireti isterse ve mümin olarak kendine yaraşır bir çaba ile onun için çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.
Kim de mü’min olarak âhireti diler, onun için (ona gereken) bir sa’y ile çalışırsa işte onların (bu) çalışmaları meşkûr (ve makbul) olur.
Kim de âhireti ister ve mü`min olarak ona lâyık bir gayretle çalışırsa, işte onların çalışmaları (Allah katında) makbûldür.
Kim de ahireti isterse ve onun için inanmış olarak gerekli çabayı gösterirse; işte onların say’i şükre değerdir.
Ve her kim mü’min olduğu halde ahireti diler ve onun için (layık-ı veçhile) çalışmasıyla çalışırsa işte o gibi kimselerin çalışmaları şayan-ı şükran bulunur.
Buna karşılık, kim ahiret mutluluğunu ister de mü’min olmak şartı ile o uğurda gerekli çabayı harcarsa, böylelerinin çabaları takdir edilir, emeklerinin karşılığını alırlar.
Kim de âhireti ister ve ona lâyık bir biçimde mümin olarak gayret gösterirse, işte bunların çalışmaları makbul olur.