111. "Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur" de ve O'nu tekbir ile yücelt.
111. "Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur" de ve O'nu tekbir ile yücelt.
﴿١١١﴾
De ki, “ evlât edinmeyen, mülkünde ilâhlıkta ortağı bulunmayan ve zilletten ötürü kendisine yardım edecek velisi bulunmayan Yani zillete düşmediği için yardımcıya ihtiyaç duymayan Allah'a hamdolsun!“ Ve O'nu tekbir ile büyükle de büyükle! O'nu çocuk edinmekten, ortaktan, zilletten ve şanına lâyık olmayan her türlü kusurdan gerektiği gibi ulula!“ Bu üç noksanlığın zatından nefyedilmesinin peşinden hamdin zikredilmesi, zatıyla kâmil oluşu ve sıfatlarında tek oluşu dolayısıyla bütün övgülere müstehak olduğunu göstermek içindir. İmam Ahmed b Hanbel'in Müsned'inde Mu’az el-Cüheni'den o da Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'den rivÂyet-ine göre, Resul-i Ekrem şöyle buyururdu: İzzet ve şeref Âyet-i. De ki “ evlât edinmeyen, mülkünde ortağı bulunmayan ve zilletten ötürü velisi bulunmayan Allah'a hamdolsun. “Ve onu tekbir ile büyükle de büyükle “ mealindeki âyettir. “ en iyisini Allahü teâlâ bilir. Müellif der ki: “ eş-Şeyh, el-İmam, el-Alim, el-Allame, el-Muhak-kik, Celadüddin, el-Mahalli, eş-Şafii'nin telif ettiği Kur’ân-ı Kerim tefsirini tamamlamak için kaleme aldığım eser, burada sona ermiştir. Eserde, bütün takatimi harcadım ve -inşaallah-u teâlâ - faydalı olacağını düşündüğüm tüm düşüncelerimi çok nefis inceliklerle beraber bu eserde ortaya koydum. Onu Kelimullah'ın (Hazret-i Mûsa) randevusu kadar bir süre içinde (Kırk günde) telif ettim ve onu Naim cennetlerine ulaşıp kurtulmaya vesile kıldım. Eser, haddi zatında tamamlanan kitaptan bir alıntı niteliğindedir. Müteşabih âyeterde hep o esas alınmış ve ona dayanılmıştır. Elhasıl, ona insaf nazarıyla bakanı ve onda bir hataya vakıf olup, vakıf olduğu hatayı bana göstereni Yüce Allah rahmetiyle esirgesin. Ben diyorum ki, Tüm acziyetime ve zafiyetime rağmen, Beni başarıya ulaştıran Rabbim Allah'a hamdolsun Kim bana yanlışımı gösterirse ondan dönerim, Bir harf bile olsa kabulünü bana müjdeleyecek var mı? Söylediklerim böylece kabul edilmeli. Zira, ben bu konuların içine dalma noktasındaki acziyetimin şuurunda olduğum içindir ki, böyle bir işe (el-Mahalli'nin tefsirini tamamlama işine) girişmek, hiç bir zaman hatırımda yoktu. Ümidim odur ki, Allahü teâlâ bu tekmilemle bol bol faydalar versin. Onunla kapalı gönülleri, kör olmuş gözleri ve sağır olmuş kulakları fetheylesin. Aslında ben kendimi, bu tekmileden ve aslından büsbütün yüz çevirip, uzunca yazılmış eserlerle uğraşmayı alışkanlık hâline getiren ve kuru bir inada yaslanıp onların inceliklerini anlamaya da kendini kazandıramayan kimse gibi hissediyorum. Çünkü bundan tekmile ve aslından) gafil olup inceliklerine vakıf olamayan, öbüründen (uzunca yazılmış eserlerden) de gafildir. [592] Müellifin bu son cümlesi İsrâ Sûresi 72. Âyet-i kerîmesinden iktibas edilmiştir. Ancak burada murad manâd a tercüme edilmiştir. Çeviren. Yüce Allah bununla bizleri, hak yola ulaşmakla muvaffakiyetle, sözlerinin inceliklerine vakıf olmakla ve işin özünü yakalamakla rızıklandırsın. Ve bizleri bu tekmilenin bereketiyle “Allah'ın inam ve ihsan eylediği; peygamberler, sıddîklar, şehitler ve sâlih kullarla beraber kılsın. Gerçekten onlar, ne güzel arkadaştırlar. Müellif (hicri) 876 yılının Şevval ayının onuna tekabül eden Pazar günü telifini tamamladı. Ona başlaması da aynı yıl Ramazan ayının girişine denk gelen Çarşamba günü olmuştu. Temize çekmesini ise 871 yılının Safer ayının altıncı gününe tekabül eden Çarşamba günü tamamladı En doğrusunu yüce Allah bilir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
De ki: "Hamd, çocuk edinmeyen, mülkünde ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı bir veliye de (ihtiyacı) bulunmayan Allah'a mahsustur.” “Allahu Ekber” diyerek O'nu tazim et.
-Ey Resul!- hamt, övgü çeşitlerinin hepsini hak eden ve çocuk edinmekten de münezzeh olan Yüce Allah içindir. O şirkten münezzehtir. Mülkünde hiçbir ortağı yoktur. Kendisine zül ve başkasına itaat etme isabet etmez. Kendisine yardım edene ve güç verecek olana ihtiyacı yoktur. O'nu en büyük yüceltmeyle yücelt. Sakın O'na mülkünde çocuk, ortak, yardım edici ve destekleyici isnat etme.
«Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamd olsun» de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt!
“Çocuk edinmeyen, hâkimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten münezzeh olduğu için bir dayanağa da ihtiyacı olmayan Allah’a hamdederim” de ve tekbir getirerek O’nun şanını yücelt!
Şöyle de : "- Evlâd edinmeyen, mülkünde ortağı bulunmıyan ve zelil kimselerden yardımcısı olmayan Allah’a hamd olsun..." O’nu noksanlıklardan yücelt de yücelt...
De ki: «Hamd, cocuk edinmemis olan, hukumranliginda ortagi bulunmayan, duskun olmayip yardimciya da ihtiyac gostermeyen Allah’a mahsustur.» O’nu geregi gibi buyukle.
De ki: Hamd O Allah’a ki çocuk edinmemiştir; mülkünde de hiçbir ortağı yoktur; kendini horluk ve acizlikten (kurtarmak hususunda) yardımcıya ve dosta ihtiyacı da olmadı. O’nun büyüklüğünü an da an.
Ve şöyle de: Hamd o Allah’a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O’nu noksanlıklardan yücelt de yücelt.
(Şöyle) de: «Evlâd edinmeyen, mülk (ün) de hiç bir ortağı olmayan, züll (-ü aciz) den nâşî yardımcıya da (ihtiyâcı) bulunmayan Allaha hamd olsun». Onu büyük bil, büyüklükle an.
Ve de ki: `Hamd O Allah`a mahsustur ki, çocuk edinmemiştir; hem mülkte kendisine hiçbir ortak olmamıştır; âcizlikten (münezzeh olduğundan) dolayı O`nun için hiçbir yardımcı da olmamıştır. Artık O`nu tekbir getirerek yücelt!`
Ve de ki: Hamd, O Allah’a mahsustur ki; bir çocuk edinmemiş ve O’nun mülkünde bir ortak bulunmamıştır. Düşkünlükten dolayı O’nun bir yardımcısı olmamıştır. Ve O’nu tekbir et.
Ve de ki: «Hamd o Allah Teâlâ’ya mahsustur ki, bir veled ittihaz edinmedi ve O’nun için mülkte bir ortak da yoktur O’nun için mezelletten nâşi bir hamiye (ihtiyaç) da yoktur ve O’na kemal-i tazîm ile tazîmde bulun.
De ki; «Hamd, çocuk edinmemiş olan, egemenlikte ortağı bulunmayan ve güçsüzlüğünü telafi edecek bir destekçiye gerek duymayan Allah’a mahsustur.» O’nun büyüklüğünü gereğince dile getir.
Her türlü hamd O Allah’a mahsustur ki, asla evlad edinmemiştir. "Hakimiyetinde hiç bir ortağı yoktur. Acze düşüp de bir desteğe muhtaç olmamıştır." de ve tekbir getirerek O’nun büyüklüğünü ilan et!