Şaban Piriş
Musa: Rabbimiz, doğrusu sen Firavun’a ve (ileri gelen) kavmine ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz, onlar (bununla )senin yolundan saptırıyorlar. Rabbimiz, mallarını yok et, kalplerini şiddetle sık; Çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler, dedi.
Muhtasar Kur'an-ı Kerim Tefsiri
Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen, Firavun'a ve onun kavminin ileri gelenlerine bu dünya hayatında ziynetler ve mallar verdin. Onlara verdiklerine karşı sana şükretmediler. Aksine bunları, senin yolundan saptırmak için kullandılar. Rabbimiz! Onların mallarını yok et ve kalplerini katılaştır. Onlara imanlarının fayda vermediği zaman elem verici azabı gördükleri anda ancak o zaman iman ederler.
Diyanet Vakfı Meal
Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).
Kuran Yolu
Mûsâ, “Rabbimiz!” dedi, “Sen Firavun’a ve adamlarına dünya hayatında ihtişam ve servet verdin; insanları senin yolundan saptırsınlar diye mi yâ rab! Ey rabbimiz! Artık onların servetlerini silip yok et, kalplerine sıkıntı ver; elem veren cezayı görmedikçe iman etmesinler de görsünler!”
Ali Fikri Yavuz
Mûsa şöyle dua etti: "-Ey Rabbimiz! Sen Firavun’a ve etrafındakilere dünya hayatında giyecek bir çok süs eşyası ve mallar verdin; ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, mallarını mahvet ve kalblerini şiddetle sık ki, o acıklı azabı görmedikçe iman etmiyecekler."
Bekir Sadak
Musa: «Rabbimiz! Dogrusu sen Firavun’a ve erkanina ziynetler ve dunya hayatinda mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan sasirmalari icin mi? Rabbimiz! Mallarini yok et, kalblerini sik; cunku onlar can yakici azabi gormedikce inanmazlar» dedi.
Celal Yıldırım
Musa, «Ey Rabbimiz.» dedi, «doğrusu sen Fir’avn’a ve ileri gelen cemaatine Dünya hayatında zînet ve mallar verdin. Rabbim! Bunu senin yolundan saptırsınlar diye mi verdin ? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil-süpür de belirsiz hale getir; kalblerini sık da sık. O elîm azabı görmedikçe (belli ki) onlar inanmıyacaklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Musa dedi: «Ey Rabbimiz! Sen Firavun’a ve adamlarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür ve kalblerine sıkıntı düşür. Çünkü onlar o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler.»
Hasan Basri Çantay
Musa: «Ey Rabbimiz, dedi, hakıykaten Sen Fir’avne ve ileri gelenlerine dünyâ hayaatında zînet (-ü haşmet) ve (nice) mallar verdin, Senin yolundan sapdırsınlar diye mi hey Rabbimiz?! Sen onların mallarını yok et Rabbimiz, kalblerini şiddetle sık ki onlar o çetin azabı görecekleri zamana kadar îman etmeyeceklerdir».
Hayrat Neşriyat
Mûsâ şöyle dedi: `Rabbimiz! Şübhe yok ki sen, Fir`avun`a ve ileri gelenlerine dünya hayâtında ziynet (şa`şaa) ve mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye (mi bunlara mal mülk verdin)? Rabbimiz! (Artık) onların (o azılı kâfirlerin) mallarını yok et ve kalblerini şiddetle sık, öyle ki, elemli azâbı görünceye kadar îmân etmesinler!(Ehl-i îmâna yaptıklarının cezâsını görsünler!)`
İbn-i Kesir
Musa dedi ki: Rabbımız, doğrusu sen Firavun’a ve erkanına bu dünyada hayatında süsler ve mallar verdin. Rabbımız; Senin yolundan insanları saptırsınlar diye mi? Rabbımız; mallarını yok et, onların kalblerini sık. Çünkü onlar, elim azabı görmedikçe iman etmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Mûsa da dedi ki: «Ey Rabbimiz! Şüphe yok ki, sen Fir’avun’a ve onun cemaatine dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan sapıtsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! onların mallarını mahvet ve gönülleri üzerini şiddetle mühürle. Tâ ki onlar acıklı azabı görünceye kadar imân etmesinler.»
Seyyid Kutub
Musa dedi ki; «Ey Rabbimiz, sen dünya hayatında Firavun’a ve yakın adamlarına debdebe ve bol servet verdin. Ey Rabbimiz, bunlar insanları senin yolundan saptırmak için kullanılıyor. Ey Rabbimiz, onların servetlerini mahvet ve kalplerini sıkıca mühürle ki, acıklı azabı görmedikçe iman etmesinler.»
Suat Yıldırım
Mûsâ: "Ey bizim Rabbimiz!" dedi. "Sen Firavun ile onun ileri gelen yardımcılarına dünya hayatında muazzam zinet, haşmet ve servet verdin. Ey bizim Rabbimiz! İnsanları neticede Senin yolundan saptırsınlar diye mi onlara bu imkânı verdin? Ey bizim büyük Rabbimiz, mahvet, sil süpür onların servetlerini ve kalplerini şiddetle sık! Belli ki o acı azabı görmedikçe onlar imana gelmeyecekler."