76. Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
76. Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
﴿٧٦﴾
Kendilerine tarafımızdan hak (mu'cize) geldiği vakit, “muhakkak bu açık ve ortada bir sihirdir“ dediler.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Katımızdan onlara hak geldiği zaman, onlar: Bu, apaçık bir sihirdir! demişlerdi.
Firavun ve onun kavminden olan büyük kimseler geldiklerinde Musa ve Harun -aleyhimesselam-'ın getirdiği dindeki, Musa -aleyhisselam-'ın doğruluğuna delalet eden ayetler için şöyle dediler: "Elbette bu, apaçık bir sihirdir. Bu gerçek değildir."
Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: «Bu elbette apaçık bir sihirdir» dediler.
Öyle ki, kendilerine katımızdan hakikat geldiğinde, “Bu apaçık bir büyü!” dediler.
Tarafımızdan kendilerine mûcize geldiği vakit, " - Muhakkak bu açık bir sihirdir." dediler.
Gercek, katimizdan onlara gelince: «Dogrusu bu apacik bir buyudur» dediler.
Onlara bizim katımızdan hak gelince, «bu ancak açık bir sihirdir» dediler.
Kendilerine tarafımızdan hak gelince, «Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir.» dediler.
Tarafımızdan kendilerine hak (mu’cize) geldiği vakit: «Her halde bu, apaçık bir sihirdir» dediler.
Nihâyet onlara tarafımızdan hak gelince: `Doğrusu bu apaçık bir sihirdir` dediler.
Tarafımızdan kendilerine hak geldiği vakit; doğrusu bu, apaçık bir büyüdür, dediler.
Vaktâ ki onlara Bizim tarafımızdan hak geldi, «Şüphe yok ki bu elbette apaçık bir sahirdir,» dediler.
Bizim tarafımızdan gönderilen gerçek onlara ulaşınca, «Bu apaçık bir büyüdür» dediler.
Onlara tarafımızdan gerçek ulaşınca: "Bu besbelli bir sihirdir." dediler.