2. İçlerinden bir adama, insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, "Bu elbette apaçık bir sihirbazdır" dediler?
2. İçlerinden bir adama, insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, "Bu elbette apaçık bir sihirbazdır" dediler?
﴿٢﴾
İnsanlar arasından bir adama Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e “İnsanları kâfirleri azâb ile korkut ve îman edenlere Rableri katında onlar için bir doğruluk geçmişi yani dünyadan ayrılmadan takdim ettikleri sâlih ameller dolayısıyla güzel bir ecir bulunduğunu müjdele “ diye vahyetmemiz, insanlar, Mekkeliler için şaşılacak bir şey mi oldu ki, kâfirler” hakikaten bu, korkutma ve müjdelemeye şamil olan Kur’ân açık bir sihirdir dediler. Âyet - i kerîme’de geçen “ Aceben” lâfz - ı celili, - “kane “ nin haberi olmak üzere - nasb ve ismi olmak üzere— Ref ile okunmuştur. Bu taktirde ” kane “ nin haberi, 'En evhayna” lâfz - ı celilidir ki, birinci görüşe göre ” kane “ nin ismi düşer. Ayrıca âyetin devamında yer alan ”sihrun” lâfz - ı şerifi bir kırâatda”le sahirun“ (sihirbaz - anlammda). Bu durumda işaret edilen, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) dir. “Âyet“ ile ”el - Kitab” lâfz-ı celilleri arasındaki izafet “min“ mânâsındadır. “ Lin - Nasi “ câr ve mecrûru 'Aceben” lâfz - ı celilinden hâl düşer. “ enzir” lâfz - ı celili üzerindeki ”en“ müfessiredir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
İçlerinden bir adama: İnsanları uyar, iman edenlere Rab’leri katında güzel mükâfatların olduğunu müjdele! diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, kâfirler: "Bu açıkça bir büyücüdür" dediler?
Kendi soylarından bir adama: İnsanları Allah'ın azabı ile uyar diye ona emretmemiz insanları şaşırmaya mı itti ? -Ey Peygamber!- Allah'a iman edenleri kendilerini sevindirecek olan şey ile müjdele! Yaptıkları salih amellere karşılık olarak onlar için Rableri katında yüce makamlar vardır. Kâfirler: "Şüphesiz bu ayetleri getiren adam sihri apaçık olan bir sihirbazdır." dediler.
İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki, o kâfirler: Bu elbette apaçık bir sihirbazdır, dediler?
İçlerinden bir kişiye, “insanları uyar ve iman edenlerin Allah katında değerli bir yeri bulunduğunu müjdele” diye vahiy göndermemiz insanlar için şaşılacak bir şey midir? Bir de inkâr edenler, “bu, kuşkusuz apaçık bir büyücü” demektedirler.
İnsanlar arasında bir er’e (Peygambere): "- İnsanları Allah’ın azâbı ile korkut ve iman edenleri de, Rableri katında yüksek dereceleri olmakla müjdele" diye vahy etmemiz, insanlar için şaşılacak şey mi oldu ki, kâfirler: "- Her halde bu, açık bir sihirbazdır." dediler.
Iclerinden birine, «Insanlari uyar ve inananlara, Rableri katinda yuksek makamlar oldugunu mujdele» diye vahyetmemiz, insanlarin tuhafina mi gitti ki, kafirler: «Bu apacik bir buyucudur» dediler?
İnsanları (tuttukları yolun tehlikesine karşı) uyar; imân edenleri Rablarının yanında kendilerine ayrılan KADEM-I SIDK (Güzel sevap, şalin amel, ebedî saadet, yüksek makam) ile müjdele, diye içlerinden bir adama vahyetmemiz (Mekkeli’ler için) şaşılacak şey mi ki, o kâfirler, «bu ancak açık bir büyücüdür» dediler.
İnsanları (eğri yolun sonundan) korkut, inananlara Rableri nezdindeki yüksek makamları müjdele, diye içlerinden bir adama vahyimizi göndermemiz onlara tuhaf mı geldi? Kâfirler: «Hiç şüphesiz bu besbelli bir sihirbaz.» dediler.
«İnsanları (hakkın ukubetleriyle) korkut, îman edenlere Rableri indinde kendileri için muhakkak bir kademi sıdk olduğunu müjdele» diye içlerinden bir ere (peygambere) etdiğimiz vahy insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler: «Bu, şeksiz, şübhesiz ve apaçık bir sihirbazdır» dedi (ler)?
İçlerinden bir erkeğe: `İnsanları (azâb ile) korkut ve îmân edenlere, Rableri katında şübhesiz ki kendileri için bir `kadem-i sıdk` (peygamberin şefâati) bulunduğunu müjdele!` diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu (da) kâfirler: `Şübhesiz bu, gerçekten apaçık bir sihirbazdır!` dedi(ler).
İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere Rabbları katında yüksek bir makam olduğunu müjdele, diye vahyettiğimiz insanların tuhafına mı gitti ki kafirler: Bu, apaçık bir büyüdür, dediler.
Nâsı korkut ve imân edenleri müjdele ki, süphesiz onlar için rabbileri indinde bir kademe sıdk vardır diye onlardan bir erkeğe vahyetmiş olmamız, nâs için taaccüb edilecek bir şey mi oldu ki, kâfirler, «Bu şüphe yok ki bir apaçık sahirdir,» dediler.
Bizim aralarında bir kişiye, ’insanları uyar’ ve ’mü’minlere, Rabbleri katında sarsılmaz bir derecenin sahibi oldukları müjdesini ver’ diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, kâfirler, ’Bu adam açık bir büyücüdür’ dediler.
"İnsanları uyar! Müminlere, Rab’lerinin üstün sadakat makamı vereceğini müjdele!" diye içlerinden bir insana vahyetmemiz insanların çok mu tuhafına gitti?Onun için mi kâfirler: "Besbelli ki bu, sihirbazın teki!" dediler.