7. O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.
7. O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.
﴿٧﴾
O, ne besler, ne de açlıktan kurtarır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Ne semirtir ne açlığı giderir.
O kendisini yiyen kimseyi beslemediği gibi açlığını da gidermez.
O gün bir takım yüzler zelildir, durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur, kızgın ateşe girer. Onlara kaynar su pınarından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir.
O da ne besler ne de açlığı giderir.
O, ne besler, ne açlıktan kurtarır.
(6-7) Semirtmeyen, acligi gidermeyen kotu kokulu bir dikenden baska yiyecekleri yoktur.
O ne besler, ne de açlığı giderir.
O da ne besler, ne de açlığı giderir.
Ki o, ne semirtir (doyurur), ne de açlığı giderir.
(O) ne besler, ne de açlıktan yana fayda verir!
O, ne semirtir, ne de açlığı giderir.
(5-7) Pek hararetli kaynaktan suvarılacaktır. Onlar için dikenli bir ağaçtan başka bir yiyecek yoktur. Ne semîzletir, ne de açlıktan kurtarır.
Ne semirtir, ne de açlığı giderir.
Bu diken ne besleyicidir, ne de açlığı giderir.
Mekke döneminin ortalarinda, Zâriyât sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen ve Kiyâmet Gününe isâret eden “el-Gâsiyeh: örten, kaplayan” kelimesinden almistir. 26 ayettir.