3. "Allah'a ibadet edin. Ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."
3. "Allah'a ibadet edin. Ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."
﴿٣﴾
Şöyle ki: Yani size şunu söylemek üzere (gönderildim) ki? «Allah'a ibadet edin! O'ndan korkun ve bana itâat edin!
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Allah’a ibadet edin, ondan sakının ve bana itaat edin, diye.
"Size olan uyarım gereğince size söylemeliyim ki; yalnızca bir tek Allah'a ibadet edin. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, emirlerini yerine getirerek ve yasaklarından sakınarak O'ndan korkun ve size emrettiğim şeylerde bana itaat edin."
Nuh şöyle dedi: Ey kavmim! Şüpheniz olmasın ki, ben sizi, «Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki, Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek apaçık uyaran bir kimseyim. Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!
Allah’a kulluk edin; O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin;
Allah’a ibadet edin, O’ndan korkun ve bana da itaat edin diye...
(3-4) «Allah’a kulluk edin; O’ndan sakinin ve bana itaat edin ki Allah gunahlarinizi size bagislasin ve sizi belli bir sureye kadar ertelesin; dogrusu Allah’in belirttigi sure gelince geri birakilamaz; keske bilseniz!»
(3-4) Allah’a kulluk edin; O’ndan korkup (inkâr ve azgınlıktan) sakının ve bana itaat edin ki; Allah sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belirlenmiş bir vakte kadar da geciktirsin. Şüphesiz ki Allah’ın belirlediği vakit gelince artık o geriye bırakılmaz. Bunu keşke bir bilseniz!.»
Şöyle ki, «Allah’a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin.»
«Allaha kulluk edin. Ondan korkun. Bana da itaat edin diye (gönderildim)».
(3-4) `Şöyle ki: Allah`a kulluk edin, O`ndan sakının ve bana itâat edin. (Tâ ki Allah,)günahlarınızdan bir kısmını size bağışlasın ve sizi(n ecelinizi) belirli bir vakte kadar ertelesin! Şübhe yok ki Allah`ın (size takdîr ettiği) eceli geldiği zaman, ertelenmez! Eğer biliyor olsaydınız!`
Allah’a ibadet edesiniz, O’ndan sakınasınız ve bana itaat edin, diye.
Şöyle ki: «Allah’a ubûdiyette bulunun ve O’ndan korkun ve bana itaat eyleyin.»
Allah’a kulluk edin; ondan sakının ve bana itaat edin.
(2-4) O da: "Ey benim milletim! Ben size gönderilen kesin bir uyarıcıyım. Şöyle ki: Yalnız Allah’a ibadet edin, O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki: Sizin günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani ölüm anına kadar azap çektirmeksizin hayatta bıraksın. Çünkü Allah’ın takdir ettiği vâde gelince, asla ertelenmez. Keşke bunu bir bilseniz!
Mekke döneminin baslarinda, Hz. Peygambere karsi çikislarin yogunlastigi bir zamanda indirilmistir. Hz. Nûh’un mücâdelesini anlattigi için bu adi alan sûre, 28 ayettir.