32. Kim Allah'ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah'ı âciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah'tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
32. Kim Allah'ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah'ı âciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah'tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
﴿٣٢﴾
Kim Allah'ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah'ı âciz bırakıcı değildir. Allah'dan kaçmak suretiyle onu âciz bırakamaz ki, ondan kurtulabilsin. O'na davete icabet etmeyen kimseye ondan Allah'dan başka ondan azâbı savacak yardımcıları da yoktur. Onlar icabet etmeyen kimseler apaçık bir sapıklık içindedirler.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Kim Allah’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde (Allah'ı kendisine azap etmesinden) aciz bırakacak değildir. Onun Allah’tan başka bir velisi de yoktur. İşte böyleleri apaçık bir sapıklık içindedir.
Kim, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in davet etmiş olduğu hakka icabet etmezse yeryüzünde Allah'tan kaçamaz. Onu Allah'ın azabından kurtaracak olan dostlar da yoktur. İşte onlar haktan apaçık bir şekilde sapmış olan kimselerdir.
Allah'ın dâvetçisine uymayan kimse yeryüzünde Allah'ı âciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah'tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.
Allah yolunun davetçisine kulak vermeyenler yeryüzünde O’nu âciz bırakamayacak, O’na karşı bir yar ve yardımcı da bulamayacaklardır; bunlar apaçık bir sapkınlık içindedirler.
Kim Allah’ın davetçisinin (Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın) davetine uymazsa, arzda (Allah’ı) aciz bırakacak değildir, (asla başına gelecek azabı engelleyemez). Ona Allah’dan başka sahib olacak yardımcılar da yoktur. Böyleleri, açık bir sapıklık içindedirler.
Allah’a cagirana uymayan kimse bilsin ki, Allah’i yeryuzunde aciz birakamaz; onlarin O’ndan baska dostlari da bulunmaz; iste onlar apacik sapikliktadirlar.
Kim Allah’ın dâvetçisine olumlu cevap vermez de O’na uymazsa (bilsin ki) o, yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakacak değildir ve onun için Allah’tan başka dostlar, sahip çıkanlar da yoktur. İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.
Her kim Allah’ın davetçisine uymazsa bilsin ki, yeryüzünde Allah’ı aciz bırakacak değildir. Onun Allah’tan başka dostları da yoktur. İşte onlar apaçık bir sapıklık içerisindedirler.
Kim Allahın da’vetcisine icabet etmezse o, yer (yüzün) de (Allâhı) âciz bırakacak değildir. Onun Allahdan başka yardımcıları da yokdur. Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
`Artık kim Allah`ın da`vetçisine icâbet etmezse, bu yüzden yeryüzünde (Allah`ı)âciz bırakıcı değildir ve kendisi için, O`ndan (Allah`dan) başka (azâbı def` edecek) dostlar yoktur. İşte onlar, apaçık bir dalâlet içindedirler!`
Allah’ın davetçisine uymayan kimse bilsin ki; yeryüzünde Allah’ı aciz bırakamaz. Ve onun için Allah’tan başka veliler de bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
«Ve her kim Allah’ın dâvetçisine icabet etmezse, artık yerde aciz bırakıcı değildir ve onun için O’nun ötesinde yardımcılar da yoktur. Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.»
Kim Allah’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde başına inecek belaya engel olamaz. Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
Allah’ın elçisine icabet etmeyen kimse bilsin ki, Allah’ın cezasından asla kaçıp kurtulamaz ve Allah’tan başka hiçbir hâmi ve dost bulamaz. Onlar besbelli bir sapıklık içindedirler.
Mekke döneminin ortalarinda, Câsiye sûresinden sonra indirilmistir. Adini, yirmi birinci ayetinde geçen ve Âd kavminin yasadigi bölgeye isâret eden “ahkaf: kum tepecikleri” kelimesinden almistir. 35 ayettir.