28. Allah'ı bırakıp ona yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Bu onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir.
28. Allah'ı bırakıp ona yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Bu onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir.
﴿٢٨﴾
O vakit Allah'dan başka onlarla Allah'a yakınlığı sağlamak için Allah ile birlikte edindikleri birtakım ilâhlar -ki, onlar da putlarıdır- onlardan azâbı savmaya yardım etseydiler ya! bilâkis azâbın inişi esnasında kendilerinden kayboldular. İşte bu yakınlığa vesile olması için putları tanrılar edinmeleri onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. Âyet-i kerîme’de geçen “ İttehezu“ fiilinin birinci mef’ûlü mevsûle âit olan mahzûf zamirdir. hum zamiridir. İkincisi ise ” kurbanen“ dir. “ Âlihetun“ ise ondan bedeldir. Yine âyeti kerîme’de geçen “ ma “ masdar veya mevsûl ma'sıdır. Mevsûle âit zamir ise mahzûftur. fihi.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Allah'tan başka kendilerine yakınlık sağlamak için ilah edindikleri şeyler, kendilerine yardım etselerdi ya! Aksine onlardan uzaklaştılar. Çünkü O, onların uydurduğu kendi yalanlarıdır.
Allah'tan başka kendilerine ibadet edip kurbanlar keserek yakınlık sağlamak için ilah edindikleri putlar, onlara yardım ettiler mi? Hayır! Onlara kesinlikle yardım etmediler. Aksine kendilerine en çok ihtiyaç duydukları anda o putlar onlardan uzaklaştılar. Çünkü bu putların kendileri için Allah katında şefaatçileri oldukları onların uydurduğu yalan ve iftiralarıdır.
Allah'tan başka kendilerine yakınlık sağlamak için tanrı edindikleri şeyler, kendilerine yardım etselerdi ya! Hayır, onları bırakıp gittiler. Bu onların yalanı ve uydurup durdukları şeydir.
Allah’tan başka, O’na yaklaştırsın diye edindikleri tanrılar kendilerine yardım etselerdi ya! Aksine onları bırakıp kayboldular. Bunlar kendi düzmecelerinden ve sürdüregeldikleri asılsız iddialardan ibarettir.
O vakit, Allah’ın gayrinden, (Allah’a) yakınlık için ilâh edindikleri putlar onları kurtarsalardı ya!... Bilâkis onlardan savuşub gittiler. İşte bu, onların yalanlarının ve iftira edib durdukları şeylerin eseridir.
O zamanlar, Allah’i birakip da O’na yakinlik peyda etmek icin edindikleri tanrilar kendilerine yardim etmeli degil miydi? Ama tanrilari onlardan uzaklastilar. Bu, onlarin yalani ve uydurup durduklari seydir.
Allah’ı bırakıp da Allah’a yaklaşmak için edindikleri tanrılar onlara yardım etselerdi ya.. Hayır, bilâkis ortadan kaybolup uzaklaşırlar. Ve işte bu onların yalanlarıdır ve uydurup durdukları şeylerdir.
Allah’ı bırakıp da kendilerine yakınlık sağlamak için edindikleri ilâhları onlara yardım etselerdi ya! Ama hayır, aksine onlardan kaybolup gittiler. İşte bu onların yalanları ve uydurup durdukları iftiralarıdır.
O vakit Allâhı bırakıb da (gûyâ Ona) yakınlığa vesîle edindikleri düzme Tanrılar onlar (ın azabını savmıy) a yardım etmeli değil miydi?! Bil’akis bunlar kendilerinden ayrılıb gaaib oldular. Bu, onların yalanlarıdır, Uydurmakda oldukları şeydir.
(Allah`a) yakınlık sağlamak üzere Allah`dan başka ilâh edindikleri şeyler, o hâlde kendilerine yardım etseydi ya! Hayır! (Onlar bil`akis) kendilerinden kayboldular. İşte onların yalanı ve uydurup durdukları şey, budur!
Allah’ı bırakarak O’na yakınlık peyda etmek için edindikleri tanrılar kendilerine yardım etmeli değil miydi? Hayır, onlar görünmez oldular. Bu; onların yalanları ve uydurup durdukları şeydir.
Onlara Allah’tan gayrı kurbiyyet için tanrı ittihaz etmiş oldukları şeyler yardım etmeli değil mi idiler? Bilakis onlardan gaib oluverdiler ve bu da onların yalanlarının ve iftira eder oldukları şeyin (bir eseri)dir.
O zamanlar, Allah’ı bırakıp da O’na yakınlık sağlamak için edindikleri tanrılar kendilerine yardım etmeli değil miydi? Hayır, tanrılar onlardan uzaklaştılar. Bu, onların yalanı ve uydurdukları şeydir.
Kendilerine Allahın nezdinde yakınlık sağlasınlar diye Allahtan başka edindikleri tanrılar, o müşrikleri kurtarsalardı ya! Bilakis onlar ortalıktan kaybolup kendilerini terkettiler. İşte onların sapıtmalarının ve uydurup durdukları iftiralarının hasılı bundan ibarettir.
Mekke döneminin ortalarinda, Câsiye sûresinden sonra indirilmistir. Adini, yirmi birinci ayetinde geçen ve Âd kavminin yasadigi bölgeye isâret eden “ahkaf: kum tepecikleri” kelimesinden almistir. 35 ayettir.