22. Onlar ise, "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.
22. Onlar ise, "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.
﴿٢٢﴾
Onlar, “sen bizi ilâhlarımıza tapmaktan çevirmek için mi geldin? Bizim başımıza geleceğini söylediğin şeyde doğru söyleyenlerden isen, haydi ilâhlarımıza tapmaya dair bizi tehdit ettiğin şeyi, azâbı başımıza getir!“ dediler.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Onlar da: Bizi ilahlarımızdan ayırmak için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen haydi bize getir, bizi tehdit ettiğin şeyi, demişlerdi.
Kavmi ona şöyle dedi: "Sen, bizi ilahlarımıza ibadet etmekten uzaklaştırmak için mi geldin? Bunu asla yapamazsın! Eğer iddia ettiğin şeyde doğru söyleyenlerden isen, kendisi ile korkuttuğun azabı bize getir."
«Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir» dediler.
“Sen bizi ilâhlarımızdan uzaklaştırmak için mi geldin? Doğru söylüyorsan tehdidini hemen gerçekleştir!” dediler.
Onlar (Hûd’a) dediler ki: "- Sen, ibadet ettiğimiz putlarımızdan bizi çevirmek için mi bize geldin? Haydi, eğer doğru söyliyenlerdensen, bize vaad edib korkuttuğun azabı, getir bize!..."
«ize, bizi tanrilarimizdan alikoymak icin mi geldin? Dogru sozlulerden isen, bizi tehdit ettigin seyi basimiza getir» dediler.
Onlar da, «sen bizi tanrılarımızdan döndürmek için mi geldin ? Eğer doğrulardan isen, tehdîd edip durduğun azabı getir» dediler.
Onlar: «Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen o bize vaad edip durduğun azabı haydi getir.» dediler.
Dediler ki: «Sen bize, bizi Tanrılarımız (a tapmak) dan döndürmen için mi geldin? öyleyse bizi tehdîd etmekde olduğun şey’i, eğer (iddianda) doğru söyleyenlerdensen, getir bize».
(Onlar:) `(Sen) bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer (iddiâsında) doğru kimselerden isen, haydi bizi tehdîd edip durduğun (azâb)ı bize getir!` dediler.
Onlar da: Sen, bizi tanrılarımızdan döndürmek için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen; haydi taehdit ettiğin şeyi başımıza getir, demişlerdi.
Dediler ki: «Sen bize geldin mi ki, bizi ilâhlarımızdan geri döndüresin? İmdi bize vaadettiğin şeyleri getiriver, eğer sen sâdıklardan oldu isen.»
«Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin? Doğrulardan isen bizi tehdit ettiğin şeyi getir.»
Onlar: "Sen bizi tanrılarımızdan vazgeçirmeye mi geldin! Haydi, iddianda tutarlı isen, geleceğini bildirerek bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir bakalım!" dediler.
Mekke döneminin ortalarinda, Câsiye sûresinden sonra indirilmistir. Adini, yirmi birinci ayetinde geçen ve Âd kavminin yasadigi bölgeye isâret eden “ahkaf: kum tepecikleri” kelimesinden almistir. 35 ayettir.