73. Melekler, "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır, şanı yücedir." dediler.
73. Melekler, "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır, şanı yücedir." dediler.
﴿٧٣﴾
(Melekler): ”sen, Allah'ın emrine kudretine şaşıyor musun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Ey ehlibeyt! Şüphe yok ki, O, (zatında ve sıfatlarında) övülmüş ve çok kerimdir. “ dediler.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Sen Allah’ın işine mi şaşırıyorsun? Dediler. Ey evin halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizdedir. Şüphesiz, O Hamid'dir, Mecid'dir.
Sâre, müjdelendiği şeyden dolayı şaşırınca melekler ona şöyle dedi: Allah'ın kaza ve kaderine şaşırıyor musun? Allah'ın bunun gibi şeyleri yapmaya kadir olduğu senin gibi bir kimseden gizli kalmış olamaz. -Ey İbrahim'in ev halkı!- Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizedir. Şüphesiz ki O, sıfatlarında ve fiillerinde övülmeye layıktır, övgü ve yücelik sahibidir.
(Melekler) dediler ki: Allah'ın emrine şaşıyor musun? Ey ev halkı! Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Şüphesiz ki O, övülmeye lâyıktır, iyiliği boldur.
Elçiler de “Allah’ın işine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmet ve bereketi üzerinizdedir, ey hâne halkı! Şüphesiz ki O, övülmeye lâyıktır, şanı yücedir” dediler.
(Melekler ona) dediler ki: "- Sen Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketleri üzerinize olsun, ehl-i beyt... Şüphe yok ki Allah nimet vermesiyle hamde lâyıktır, lütuf ve ihsanıyla yücedir."
«Ey evin hanimi! Allah’in rahmeti ve bereketleri uzerinize olmusken, nasil Allah’in isine sasarsin? O, ovulmeye layiktir, yucelerin yucesidir» dediler.
(Elçi melekler) ona : «Allah’ın emrine mi şaşıyorsun ? Ey ev halkı, Allah’ın rahmeti ve bereketleri üzerinizdedir. Şüphesiz ki Allah çok övülmeye lâyıktır ve O, çok yüce ve çok şanlıdır.
Dediler: «Sen Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve berekâtı üzerinizdedir. Ey ev halkı! Muhakkak ki O, hamiddir (övülmeye lâyıktır), meciddir (cömertliği boldur).»
(Elçi melekler): «Allahın emrine mi şaşıyorsun? Ey ehl-i beyt, Allahın rahmeti, bereketleri sizin üzerinizdedir. Şübhe yok ki, O, asıl hamde lâyık, hayr-u ihsanı çok olandır» dediler.
(Melekler) dediler ki: `Allah`ın işine mi şaşıyorsun? Allah`ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizedir ey ev halkı! Şübhesiz ki O, Hamîd (hamd edilmeye yegâne lâyık olan)dır, Mecîd (ihsânı bol olan)dır.`
Dediler ki: Allah’ın işine mi şaşarsın ey evin hanımı? Allah’ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizedir. Muhakkak ki O, Hamid’dir, Mecid’dir.
Dediler ki: «Sen Allah’ın emrinden taaccüb eder misin? Ey ehl-i Beyt! Allah’ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Şüphe yok ki o hamîddir, mecîddir.»
Konuklar, kadına «Allah’ın işine mi şaşıyorsun? Ey hane halkı, Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinizdedir. Hiç kuşkusuz O, övgüye ve yüceltilmeye lâyıktır» dediler.
Elçi melekler: "Sen, dediler, Allah’ın emrine mi şaşırıyorsun? Ey ehl-i beyt! Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun. O gerçekten her türlü hamde lâyıktır, hayır ve ihsanı boldur."