84. "Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?"
84. "Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?"
﴿٨٤﴾
Ve onları İslâm'a girmekle Yahûdilerden ayıplayanlara cevap olarak dediler ki: Biz ne için Allahü teâlâ'ya ve bize haktan gelen, Kur’ân'a îman etmeyelim. bunu gerektiren şeyin mevcud olmasıyla beraber artık bizim için îman etmekten bir engel yoktur. Halbuki biz ümit ederiz ki, Rabbimiz bizi sâlihler mü'minler olan kavim ile beraber cennete idhal buyursun. “ natmau“ fiili gerideki “ nü'minü“ fiilinin üzerine atfolunmuştur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Rabbimizin bizi salih kimselerle birlikte (cennete) sokmasını umarken ne diye Allah’a ve bize gelen gerçeklere iman etmeyelim ki?
Bizimle, Allah'a iman etme, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-e indirilen ve onun bize getirdiği hak ile aramızı hangi şey ayırabilir? Hâlbuki biz, peygamberler ve Allah'a itaat ederek, azabından korkarak onlara tabi olanlarla birlikte cennete girmeyi umut ediyoruz.
«Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim?»
Bütün emelimiz rabbimizin bizi erdemliler topluluğuna dâhil etmesi olduğuna göre, Allah’a ve bize gelen gerçeğe niçin iman etmeyelim?”
Bütün emelimiz Rabbimizin bizi sâlih kimseler arasına koyması iken, neye biz Allah’a ve bu bize gelen Peygamberle Kur’an’a iman etmiyelim?"
(83-84) Peygambere indirilen Kur’an’i isittiklerinde, gercegi ogrenmelerinden gozlerinin yasla dolarak, «Rabbimiz! Inandik, bizi de sahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasini umarken nicin Allah’a ve bize gelen gercege inanmayalim?» dediklerini gorursun.
Bize ne oluyor da Allah’a ve bize gelen hakka (ilâhî çağrıya) inanmayalım ? Halbuki Rabbimizin bizi iyi kişiler topluluğuna katmasını umup durmaktayız.
«Hem biz Rabb’imizin bizi iyi kişilerle birlikte (cennete) sokmasını arzulayıp dururken, neden Allah’a ve hak olarak bize gelen şeylere inanmayalım!».
«Zâten biz, Rabbimizin bizi de saalihler katarına katıb koymasını unutub dururken ne diye Allaha ve bize gelen hakıykata îman etmeyelim?».
`Zâten biz, Rabbimizin bizi sâlihler zümresiyle berâber (Cennete) koymasınıümîd ederken, neden Allah`a ve bize gelen hakka îmân etmeyelim?`
Hem, Rabbımızın bizi salihler topluluğuyla beraber bulundurmasını umarken niçin Allah’a ve bize gelen hakikate iman etmeyelim.
«Ve biz ne için Allah Teâlâ’ya ve bize Hak’tan gelene imân etmeyelim? Halbuki, biz ümit ederiz ki, Rabbimiz bizi sâlihler olan kavim ile beraber (cennete) idhal buyursun.»
Rabbimizin bizi iyi kulları arasına katacağını umarken neden Allah’a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?
(83-84) Peygambere indirilen Kur’ân’ı dinledikleri vakit, onda âşinaları olan hakikate kavuşmaları sebebiyle gözlerinin yaşla dolup taştığını görür ve şöyle dediklerini işitirsin: "İman ettik ya Rabbena! Bizi de hakka şahitlik edenlerle beraber yaz! Bütün isteğimiz ve umudumuz, Rabbimizin bizi hayırlı insanlar arasına dahil etmesi iken, ne diye Allah’a ve bize gelen bu hakikate iman etmeyelim ki?"