22. Allah, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak, herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Onlara zulm edilmez.
22. Allah, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak, herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Onlara zulm edilmez.
﴿٢٢﴾
Halbuki Allah, göklerle yeri hak üzere yaratmıştır. Ki, kudretine ve birliğine delâlet etsin. Bir de herkes kazandığı günah ve Tâatlerinin karşılığını görsün. Binaenaleyh mü'minle kâfir müsavi olamaz, onlara haksızlık edilmez. Âyet-i kerîme’de geçen “ Bil-hakki “ “ haleke “ fiiline tealluk etmektedir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Allah, gökleri ve yeri herkes, hiçbir haksızlığa uğramadan kazandıklarının karşılığını görsün diye hak/adalet ile yarattı.
Allah gökleri ve yeri büyük ve açık bir hikmetle yarattı. Asla boş yere yaratmadı. Her nefse hiçbir haksızlığa uğramadan kendi kazanmış olduğu hayır ve şerrin karşılığını vermek için yarattı. Yüce Allah, onların yapmış oldukları iyiliklerini eksilterek ve kötülüklerini de artırarak onlara zulmetmez.
Allah, gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır. Böylece herkes kazancına göre karşılık görür. Onlara haksızlık edilmez.
Halbuki Allah gökleri ve yeri ciddi amaçlarla ve hiçbiri haksızlığa uğramaksızın herkesin hak ettiğine göre karşılık görmesi için yarattı.
Halbuki Allah gökleri ve yeri adaletle yarattı, (zulüm olsun diye değil). Hem de herkese kazandığının karşılığı verilmek için (yarattı)... Onlara asla haksızlık edilmez.
Allah gokleri ve yeri gercekle yaratmistir; her cana, kazandiginin karsilgi verilir, onlara zulmedilmez.
Allah, gökleri ve yeri hakk ile yarattı. Herkes kazanıp elde ettiğinin karşılığını görsün diye (onları Dünya’ya getirdi). Onlar (amellerinin karşılığı verilirken) hiç de haksızlığa uğratılmazlar.
Halbuki Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Hem de herkese yaptığının karşılığı verilmek üzere, onlara asla haksızlık edilmez.
Allah, gökleri ve yeri hakkın ikaamesine sebeb olarak ve herkesin kazandığı ne ise, kendilerine asla haksızlık edilmeyerek, onunla mukaabele edilmesi için yaratmışdır.
Ve Allah, gökleri ve yeri hak ile (herşeyi, yerli yerinde) yarattı ki (kudretine delâlet etsin) ve herkes kazandığının karşılığını görsün! Ve (o gün) onlara haksızlık edilmez.
Allah, gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. Ta ki her nefis, zulme uğratılmaksızın kazancına göre karşılık görsün.
Ve Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı ve herkesi kendi kazandığı ile cezalandırılmak için (yaratmıştır) ve onlar zulme uğratılmazlar.
Allah, gökleri ve yeri hak ilkesine dayalı olarak yarattı, ta ki herkes kazandığının karşılığını görsün. Onlara haksızlık edilmez.
Halbuki Allah gökleri ve yeri hikmetle, gerçek bir maksatla ve bir de herkes ne kazanmışsa, kendilerine asla haksızlık edilmeksizin, ona göre karşılık görmesi için yaratmıştır.
Aynı konudaki âyetler: Mü'min 17
Mekke döneminin ortalarinda, Duhan sûresinden sonra indirilmistir. Adini, yirmi sekizinci ayetinde geçen ve inkârcilarin Mahser Günü zillet içerisinde diz üstü çöküslerini anlatan “câsiye: diz üstü çökenler” kelimesinden almistir. 37 ayettir.