51. Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
51. Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
﴿٥١﴾
Hiç bir insanla Allah (doğrudan doğruya) konuşacak değildir. Ancak rüyada yahut ilham yoluyla vahiy ile kendisine vahy olunarak, veya ancak perde arkasından; zatını görmediği hâlde -Hazret-i Mûsa (aleyhisselâm) örneğinde olduğu gibi- ona kelâmını işittirerek yahut ancak bir Resûl Cibrîl gibi bir melek göndererek, kendi, Allah'ın izni ile, o elçinin gönderildiği kimseye Allah'ın dilediğini vahyetmesi, onunla konuşması sureti ile olur. Çünkü O, yaratılanların sıfatlarından çok yüce, tasarrufunda hikmet sâhibidir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Bir insanın, vahiy dışında veya perde arkasından ya da bir elçi gönderilmeksizin Allah ile konuşması mümkün değildir. İşte bu şekilde O, dilediğine kendi izni ile vahyeder. O, çok üstündür, Hakim'dir.
Allah'ın bir beşerle karşılıklı konuşması ancak vahiy yoluyla veya başka şekilde olur. (İnsan) O'nu görmeden söylediği sözlerini duyar veya ona Cibril'i elçi olarak gönderir. Cibril Yüce Allah'ın izniyle beşer olan resule Allah'ın kendisine vahyetmesini dilediğini vahyeder. Şüphesiz her noksanlıktan münezzeh olan Allah zatında ve sıfatlarında pek yücedir, üstündür. Hükmünde, takdirinde ve şeriatında hikmet sahibidir.
Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hakîmdir.
Herhangi bir beşer ile Allah’ın konuşması ancak vahiy ile yahut perde arkasından ya da bir elçi gönderip, izni ile, dilediğini vahyetmesi şeklinde olabilir. Muhakkak ki O çok yücedir, engin hikmet sahibidir.
Hiç bir insan yoktur ki, Allah’ın onunla (doğrudan doğruya) konuşması olsun; ancak vahy ile, yahud perde arkasından, yahud bir peygamber gönderib de kendi izniyle dileyeceğini vahyetmesi suretiyle olur. Çünkü O, çok yücedir, hikmet sahibidir.
Allah bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasindan konusur, yahut bir elci gonderir; izniyle, dildigini vahyeder. Dogrusu O yucedir, Hakim’dir.
Allah’a yaraşır ve yakışır olmaz bir insanla konuşsun, ancak ya vahiy ile, ya perde arkasından konuşur, ya da elçi gönderip kendi izniyle dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki O, yücedir, hikmet sahibidir.
Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Yahut da bir elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki O çok yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Ya) bir vahy ile, ya bir perde arkasından, yahud bir elçi gönderib de kendi izniyle dileyeceğini vahyetmesi olmadıkça Allahın hiçbir beşere kelâm söylemesi (vaaki) olmamışdır. Şübhesiz ki O, çok yücedir, mutlak bir hukûm ve hikmet saahibidir.
Hem bir insan için, Allah`ın kendisiyle konuşması, ancak vahiy ile veya bir perde arkasından veya bir elçi gönderip de izniyle (ona) dilediğini vahyetmesiyle olur. Şübhesiz ki O, Âliyy (çok yüce)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
Bir beşer için Allah’ın kendisiyle konuşması olacak şey değildir. Meğer ki bir vahy ile veya perde arkasından, yahut bir elçi gönderip de izni ile dilediğini vahyetsin. Muhakkak ki O; Aliyy’dir, Hakim’dir.
Ve bir beşer için sahih değildir ki, Allah onunla mükâlemede bulunsun. Ancak vahy ile veya bir hicap arkasından (kelâm ile) veyahut bir elçi göndererek kendi izniyle dilediğini vahyettirmesi ile (olan mükâleme) müstesna. Şüphe yok ki O, pek yücedir, çok hikmet sahibidir.
Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasında konuşur. Yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O, yücedir ve her yaptığı yerindedir.
Allah bir insana ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından hitab eder, yahut ona Kendi izniyle dilediğini vahyedecek bir elçi gönderir.Çünkü O yüceler yücesidir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.
Mekke döneminin ortalarinda, Fussilet sûresinden sonra indirilmistir. Adini, otuz sekizinci ayetinde geçen ve danismanin önemini vurgulayan “sûrâ: istisâre, danisma” kelimesinden almistir. 53 ayettir.