35. Allah böyle yapar ki, âyetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.
35. Allah böyle yapar ki, âyetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.
﴿٣٥﴾
Âyetlerimiz hakkında mücadele edenler bilmelidir ki, kendileri için azaptan kaçacak bir yer yoktur. Âyet-i kerîme’de geçen “ya'lemü “ lâfzı, merfû’ okunabilir. Bu durumda cümle-i istinâfiyedir. Mensûb da okunabilir. Bu durumda da mukadder bir ta'lil cümlesi üzerine matufdur. Buna göre mânâ şöyledir (meâlen): “Allah onları boğar ki, onlardan intikam alsın, bir de âyetlerimiz hakkında mücadele edenler. Âyet-i kerîme’de geçen nefi cümlesi ”ya'lemü“ fiilinin iki mef’ûlü yerine kaimdir. Nefi edatı onu amelden talik etmiştir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Ayetlerimiz hakkında mücadele edenler bilsinler ki onların kaçıp kurtulacağı bir yer yoktur.
O gemilerin gönderilen fırtınalı rüzgâr ile helak edildiği zaman Allah'ın ayetlerini iptal etmek için mücadele edenlerin kendileri için helak olmaktan kaçıp kurtulacakları hiçbir sığınaklarının olmadığını anlarlar. Allah'tan başkasına yalvarıp dua etmemeleri gerektiğini ve O'ndan başkalarını da bırakıp, terk etmeleri gerektiğini anlarlar.
Böylece âyetlerimiz üzerinde tartışanlar, kendilerine kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.
Böylece âyetlerimize karşı mücadele verenler bilsinler ki kendileri için kaçacak yer yoktur.
Hem ayetlerimiz hakkında mücadele edenler, (onları inkâr edenler) bilsinler ki, kendileri için kaçacak bir yer yoktur.
Ayetlerimiz uzerinde tartisanlar, kendilerine kacacak yer olmadigini bilsinler.
Hem âyetlerimiz hakkında tartışıp iddialaşanlar, kendileri için kaçacak yer bulunmadığını bilsinler..
Âyetlerimiz hakkında mücadele edenler bilsinler ki kendileri için kaçacak bir yer yoktur.
(Tâki) âyetlerimiz hakkında mücâdele etmekde olanlar, kendileri için kaç (ıb kurtul) acakları hiçbir yer olmadığını bilsin (ler).
(Tâ ki) âyetlerimiz hakkında mücâdele edenler, kendileri için (azâbımızdan) kaçacak hiçbir yer olmadığını bilsinler!
Ayetlerimiz üzerinde tartışanlar bilsinler ki; kendileri için kaçacak bir yer yoktur.
Ve Bizim âyetlerimizde mücadele edenler bilsin ki, onlar için bir mahall-i halas yoktur.
Ayetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.
(32-35) Denizlerde dağlar gibi akıp giden gemiler de O’nun kudretinin ve hikmetinin delillerindendir. Eğer O dilerse rüzgârı durdurur, gemiler de denizin üstünde durakalır. Elbette bunda sabrı ve şükrü bol olanlar için alacak ibretler vardır. Yahut işledikleri günahlar sebebiyle o gemileri batırır, günahların birçoğunu da affeder. Böyle yapmasının bir sebebi de, âyetlerimiz hakkında tartışanların kaçacak bir yerleri olmadığını onlara bildirmektir.
Mekke döneminin ortalarinda, Fussilet sûresinden sonra indirilmistir. Adini, otuz sekizinci ayetinde geçen ve danismanin önemini vurgulayan “sûrâ: istisâre, danisma” kelimesinden almistir. 53 ayettir.