67. O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik.
67. O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik.
﴿٦٧﴾
Ve o zaman, eğer sabit olsalardı, elbette onlara tarafımızdan pek büyük bir mükâfat -o cennettir- verirdik.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Biz de o zaman katımızdan büyük bir mükâfat verirdik.
66-68- Onlara, birbirlerini öldürmeyi veya ülkelerinden çıkıp gitmelerini farz kılmış olsaydık onlardan pek az kimse dışında çoğu bu emrimizi yerine getirmezdi. Allah’a hamt etsinler ki, Allah onları meşakkatli şeylerle mükellef kılmadı. Şayet onlar kendilerine söylenen Allah'a itaat olan emirleri yapmış olsalardı, muhalefet etmelerinden daha hayırlı, imanları için de çok daha sağlam olurdu. Biz de onlara kendi katımızdan çok büyük sevap verir ve onları Allah’a ve cennetine ulaştıran yola ulaştırırdık.
O zaman elbette kendilerine nezdimizden büyük mükâfat verirdik.
O zaman elbette kendilerine nezdimizden büyük mükâfat verirdik.
Elbette o zaman, kendilerine, tarafımızdan büyük bir mükâfat verirdik.
(67-68) O zaman onlara kendi katimizdan buyuk bir ecir verir ve onlari dogru yola eristirirdik.
(67-68) Ve o zaman biz de kendi katımızdan onlara büyük bir mükâfat verir ve kendilerini elbette doğru bir yola eriştirirdik.
Ve o zaman elbette kendilerine katımızdan büyük mükafat verirdik.
Ve o zaman biz de onlara tarafımızdan pek büyük bir mükâfat verirdik.
O zaman elbette onlara, tarafımızdan (pek) büyük bir mükâfât da verirdik.
O takdirde onlara katımızdan büyük bir mükafat verirdik.
Ve o zaman elbette onlara tarafımızdan pek büyük bir mükâfaat da verirdik.
O zaman onlara tarafımızdan büyük bir mükäfat verirdik.
Ve o takdirde biz de onlara tarafımızdan pek büyük mükâfat verirdik.