145. Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.
145. Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.
﴿١٤٥﴾
Şüphe yok ki, Münafıklar ateşten en alt tabakada, mekândadırlar. Orası cehennemin en dibidir. Ve elbette onlar için bir yardımcı, azaptan men eden bir kimse bulamazsın.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Münafıklar Cehennem'in en aşağı tabakasındadırlar. Asla onlara (azabını kaldırmak için) bir yardımcı bulamazsın.
Şüphesiz Allah kıyamet günü münafıkları cehennem ateşinin en alt tabakasına sokacaktır. Onlar kendilerinden bu azabı önleyecek hiçbir yardımcı da bulamayacaklardır.
Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın.
Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katındadırlar; artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın.
Muhakkak ki münafıklar cehennemin en aşağı tabakasındadırlar. (Cehennemin dibindedirler). Asla onların azabını kaldıracak bir yardımcı bulamazsın.
Dogrusu munafiklar cehennemin en alt tabakasindadirlar. Onlara yardimci bulamayacaksin.
Şüphesiz ki münafıklar Cehennem’in en aşağı tabakasındadırlar, onlara herhalde bir yardımcı da bulamazsın.
Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara bir yardım edici de bulamazsın.
Şübhesiz münafıklar cehennemin en aşağı tabakasındadırlar. Kaabil değil, onları (kurtarmıya) bir yardım edici de bulamazsın.
Şübhe yok ki münâfıklar, ateşin en aşağı tabakasındadırlar. Ve onlara aslâ bir yardımcı bulamazsın!
Doğrusu münafıklar; cehennemin en alt tabakasındadırlar. Onlara yardımcı bulamazsın.
Şüphe yok ki, münafıklar ateşin en aşağı tabakasındadırlar. Ve elbette onlar için yardımcı da bulamazsın.
Hiç şüphesiz münafıkların yeri cehennemin en alt katıdır. Onlara yardım edecek hiç birini bulamazsınız.
Şu kesindir ki münâfıklar cehennemin en alt katındadırlar. Onları oradan kurtaracak bir yardımcı da bulamazsın.
Aynı konudaki âyetler: Bakara 2, Bakara 8, Bakara 204, Bakara 206, Âl-i İmrân 166