7. Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.
7. Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.
﴿٧﴾
Onlar dünya hayatından dış görünüşü bilirler. Yani onlar geçimleriyle ilgili ticareti, ziraatı, inşaat yapmayı, ağaç dikmeyi ve buna benzer şeyleri bilirler. Âhirette ise, onlar gafil olanların ta kendileridir. Âyet-i kerîme’de geçen “ hum” zamirinin tekrarlanması tekid ifade etmektedir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Onlar, dünya hayatının görünen zahirini bilirler. Onlar, ahiretten gafil kimselerdir.
Onlar şeri hükümleri ve imanı bilmezler. Ancak geçimi kazanmak ve maddi uygarlığın inşası ile alakalı dünya hayatının zahirini bilmektedirler. Onlar, gerçek hayat diyarı olan ahiretten yüz çevirip, ona önem verip aldırış etmezler.
Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler.
Onlar dünya hayatının sadece görünen yüzünü kısmen bilirler; âhiret hakkında ise tamamen gaflet içindedirler.
(O Mekke halkı) dünya hayatından bir dış görünüşü bilirler, (geçimleri için çalışırlar). Ahiretten ise hep habersizdirler.
Onlar, dunya hayatinin gorulen kismini bilirler. Onlar, ahiretten habersizdirler.
Onlar Dünya hayatının bir dış tarafını bilirler. Onlar Âhiret’ten oldukça habersizdirler.
Onlar, sadece bu dünya hayatının dış yüzünü bilirler. Ahiretten ise onlar hep gafildirler.
Onlar (bu) dünyâ hayâtından (yalınız) bir dış (taraf) ı bilirler. Ahiretden ise onlar gaafillerin ta kendileridir.
(Onlar) dünya hayâtından (yalnız) görünüşte olanı bilirler; çünki onlar, âhiretten gafil olanların ta kendileridir.
Onlar dünya hayatının yalnız dış yüzünü bilirler. Ve onlar ahiretten ise gafillerdir.
Dünya hayatından bir âşikâre olanı bilirler. Ahiretten ise gafiller olanlar onlardır, onlar.
Onlar dünya hayatının görülen kısmını bilirler. Ahiretten ise habersizdirler.
Bildikleri, sadece dünya hayatının dış görünüşüdür; ama âhiretten habersiz, gafildirler.