38. Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
38. Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
﴿٣٨﴾
Öyleyse akrabaya, iyilik ve sıla-i rahim yapmak yoksula ve yolcuya sadaka vermek suretiyle hakkını ver. Peygamberimizin ümmeti bu konuda kendisine tabidir, Bu, yüce Allah'ın rızasını yaptıklarına karşılık onun mükâfatını dileyenler için daha hayırlıdır. Ve böyleleri felâha kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bu, Allah’ın yüzünü dileyenler için çok daha hayırlıdır. Kurtuluşa erenler işte onlardır.
-Ey Müslüman!- İyilik ve akrabalık bağı hakkı için akrabalarına hak ettiklerini, muhtaç olanlara ihtiyaçlarını giderecek kadarını, kendi memleketine gitmek için yol bulamayan yolda kalmış kimseye (yardımcı olmak için) ver. Yüce Allah'ın yüzünü isteyenler için, bu belirtilen konularda yardımcı olmaları kendileri için çok hayırlıdır. Bu yardım ve hakları yerine getirenler, Cennet'te istediklerine nail olup, korktuğu azaptan selamette olarak kurtuluşa erecek olanların ta kendileridir.
O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah'ın rızasını isteyenler için bu, en iyisidir. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
O halde akrabaya da hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. Bu, Allah’ın hoşnutluğunu isteyenler için en iyisidir. İşte gerçek kurtuluşa erenler de onlardır.
O halde (sılâ yapmak, iyilik etmek, nafaka vermek suretiyle) akrabaya hakkını ver; yoksula ve yolcuya da... Bunlara hakkını vermek, Allah’ın rızasını istiyenler için daha hayırlıdır. Azabdan kurtulanlar da işte onlardır.
Yakinligi olana, yoksula, yolda kalmisa hakkini ver. Allah’in rizasini dileyenler icin bu daha hayirlidir. Iste onlar saadete erenlerdir.
O halde hısımlara, yoksula, yolda kalmışa (zekât ve sadaka) hakkını ver. Bu. Allah’ın hoşnudluğunu dileyenler için hayırlıdır. Ve işte korktuğundan kurtulup umduğuna kavuşanlar da onlardır.
O halde akrabaya da hakkını ver, yoksula da, yolcuya da... Bu, Allah’ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır. Kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.
Haydi akrıbâya, yoksula, yol oğluna (yolcuya) hakkını ver. Bu, Allahın cemâlini (rızaasını) dilemekde olanlar için (her şeyden) hayırlıdır ye onlar korkduklarından emîn, umduklarına nail olanların ta kendileridir.
Öyle ise akrabâya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver! Allah`ın rızâsını isteyenler için bu pek hayırlıdır. İşte onlar, gerçekten kurtuluşa erenlerdir.
Akrabaya, yoksula ve yoloğluna hakkını ver. Bu; Allah’ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır ve işte onlar; kurtuluşa erenlerdir.
Artık karabet sahibine hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. Bu Allah’ın cemalini dileyenler için pek hayırlıdır ve işte felâha nâil olacak olanlar da onlardır.
Akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Allah’ın rızasını isteyenler için bu daha hayırlıdır. işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
O halde yakınlarına, yoksula ve yolcuya hakkını ver. Allah’ın rızasına nail olmak isteyenler için böyle yapmak daha hayırlıdır. Felaha erenler de işte onlardır.
Aynı konudaki âyetler: Bakara 83, Bakara 84, Nisâ 36, Nisâ 40, Nisâ 114
Aynı konudaki âyetler: Bakara 83, Bakara 177, Bakara 215, Nisâ 1, Nisâ 36