5. De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım."
5. De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım."
﴿٥﴾
Hased(ini belli) ettiği zaman hasetçinin şerrinden (Rabbim sana sığınırım. Ey Allah’ım, her türlü şerden beni koru!). De ki: “Yarattığı mükellef olan olmayan canlıların, zehir ve saire gibi cansız şeylerin şerrinden, bastırdığı vakit karanlığın gecenin yahut kaybolduğu zaman Ay'ın şerrinden, uydurdukları bir şeyle tükürüksüz üfleyip iplere bağladıkları düğümlere üfleyen ismi geçen Lebid'in kızları gibi, büyücü ve üfürükçü kadınların şerrinden. Keşşaf sâhibi Zemahşerî'ye göre, tükürükle üflemek sihirdir. Ve hased ettiği hasedini belli edip, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e hased eden Yahûdilerden bahsi geçen Lebid gibi hasedinin gereğini yaptığı vakit hasedçinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım. Üçünü de içine alan“yarattıklarının şerrinden“ âyetinden sonra bu üç âyetin zikredilmesi bunların şerrinin çok kötü olmasından ileri gelmektedir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.
Hasedinin kendisini yapmaya sürüklediği ameli işlediğinde hasetçilerin şerrinden O'na sığınırım.
De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
Bir de kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden!”
Bir de hasedini meydana çıkarıb gereğini yapmağa koyulduğu zaman, kıskancın şerrinden...
(1-5) De ki: «Yaratiklarin serrinden, bastirdigi zaman karanligin serrinden, dugumlere nefes eden buyuculerin serrinden, hased ettigi zaman hasedcilerin serrinden, tan yerini agartan Rabbe siginirim."
(1-2-3-4-5) De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığıyla ortalığa çöken gecenin şerrinden, düğümlere üfleyen falcı ve büyücülerin şerrinden, hased ettiğinde hasedçi-nin şerrinden, karanlığı ayırıp sabahın aydınlığını çıkaran Rabba sığınırım.
Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.
Ve hased edenin, hased (ini belli) etdiği zaman, şerrinden.
`Ve hased ettiğinde, hased edenin şerrinden!`
Hased ettiğinde, hased edenlerin şerrinden.
«Ve hased ettigi zaman haset edenin şerrinden (Hâlık-ı Rahîm’e) sığınırım.»
ve hased ettiği zaman hasedcinin şerrinden.»
Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.
Konu ve üslup bakimindan birbirlerine oldukça benzeyen ve Hz. Peygamber tarafindan “Muavvizeteyn: Allah’in himayesine ulastiran ikili” olarak adlandirilan Felak ve Nas sûreleri Mekke döneminin ilk yillarinda indirilmistir.5 ayetten olusan Felak sûresi, adini birinci ayetinde geçen “Felak” kelimesinden almistir. Safak, sabah, tan agarma vakti gibi kelimelerle çevrilebilen felak; tohumun çatlamasinin ardindan agacin; yumurtanin kirilisinin ardindan muhtelif hayvan türlerinin; karanligin parçalanisinin ardindan aydinligin dogusu gibi bir kirilma, çatlama, patlama, yarilma sonrasinda ortaya çikan yeni bir olusumu, dogumu anlatir. Mecazi olarak da, insani bunaltan bir sikinti, dert, aci ve kederin ardindan gelen sevinç ve rahatlik halini veya zihnin ve vicdanin duçar oldugu kesmekesin ardindan dogan manevi aydinlanmayi ifade eder.