20. Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Allah böyle yaptı) ki, bunlar mü'minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin.
20. Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Allah böyle yaptı) ki, bunlar mü'minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin.
﴿٢٠﴾
Allah, size fetihlerden alacağınız daha pek çok ganimetler vaad buyurmuştur. Şimdilik bunu Hayber ganimetlerini size peşin vermiş ve siz savaşa çıkıp Yahûdiler çoluk çocuğunuza yeltenince Allah onların kaplerine korku atarak sizin evlâd-ü iyalinizden insanların ellerini çekmiştir ki, bu peşin ganimetlere yardım etme noktasında bir ibret olsun ve sizi doğru bir yola çıkarsın. Allah'a güvenip, bütün işleri ona havale etme yoluna, prensibine ulaştırsın. Âyet-i kerîme’de geçen “ Litekune ” mukadder bir fiil Teşkuruhu fiiline atfedilmiştir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Allah, size elde edeceğiniz bir çok ganimet vaadi vermiştir. Bunu sizin için çabuklaştırmış ve müminlere bir işaret olması, sizin de doğru yolu bulmanız için insanların ellerini sizden çekmiştir.
-Ey Müminler!- Allah, sizlere gelecekte pek çok ganimetler elde edeceğiniz İslamî fetihler vadetmiştir. Hayber ganimetlerini ise çabuklaştırmıştır. Aynı şekilde sizden sonra ailelerinize musallat olmak isteyen Yahudilerin ellerini sizden çekmiştir. Bunu, bu ganimetlerin Allah'ın size olan yardımının bir alameti olması için çabuklaştırmıştır. Allah, sizleri içerisinde hiçbir eğriliğin bulunmadığı dosdoğru yoluna iletir.
Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimet vâdetmiştir. (Bu ganimetlerden) işte şunları hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki bu, müminlere bir işaret olsun ve sizi dosdoğru yola iletsin.
Allah elde edeceğiniz birçok ganimeti size vaad etmiş ve başarıyı şimdi vermiş, insanların ellerini de üzerinizden çekmiştir ki, bunlar aynı zamanda iman edenlere bir kanıt olsun ve Allah sizi dosdoğru yola iletsin.
Allah, size (kıyamete kadar olacak fetihlerden) alacağınız daha bir çok ganimetler vaadetmiştir. Şimdilik bunu (Hayber ganimetini) size peşin vermiş ve insanların ellerini (savaş hususunda) sizden çekmiştir ki, müminlere bir ibret olsun ve sizi doğru bir yola çıkarsın, (Allah’ın lütûf ve ihsanına olan güveninizi artırsın).
Allah size, ele gecireceginiz bol bol ganimetler vadetmistir. Inananlar icin bir belge olmasi, sizi dogru yola eristirmesi icin bunlari size hemen vermis ve insanlarin size uzanan ellerini onlemistir.
Allah, size, ele geçireceğiniz birçok ganimetleri va’detmiştir. Bunu şimdilik size hemen verdi; insanların elini sizden çekti ki mü’minler için açık bir belge ve isbatlayıcı bir delil olsun ve sizi dosdoğru yola eriştirsin.
Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki bu, müminlere bir işaret olsun ve Allah sizi doğru yola iletsin.
Allah size alacağınız daha birçok ganimetler de va’detmiş, şimdilik bunu size peşin vermiş, insanların ellerini sizden çekmişdir. (Bunun) hikmeti de mü’minlere bir âyet olması ve sizi (Allahın) doğru bir yola iletmesidir.
Allah size daha bir çok ganîmetler va`d etmiştir ki onları alacaksınız; şimdi bunları size çabuklaştırmış (hemen vermiş) ve insanların ellerini sizden çekmiştir. Tâ ki mü`minlere bir alâmet (ve ibret) olsun ve sizi dosdoğru bir yola hidâyet etsin!
Allah; size, ele geçireceğiniz bol ganimetler vaadetmiştir. Bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki mü’minlere bir ayet olsun ve sizi dosdoğru yola hidayet etsin.
Allah Teâlâ size birçok ganîmetler vaadetmiştir ki, siz onları alacaksınızdır. Bunu da size alelacele verdi ve sizden nâsın ellerini çekti ki, mü’minler için bir âyet olsun ve sizi bir müstakim caddeye çıkarsın.
Allah size elde edeceğiniz birçok ganimetler va’detti. Bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki bu mü’minlere bir işaret olsun ve Allah sizi dosdoğru yola iletsin.
(20-21) Allah size daha başka birçok ganimet vâd etti. Onları ileride alacaksınız. Şimdilik size bunu verdi ve insanların ellerini sizden çekti ki müminler için Allah’ın teyidine bir delil ve ibret olsun ve sizi dosdoğru yola eriştirsin. Allah size henüz güç yetiremediğiniz ama Kendisinin (ilim ve kudretiyle) hazırladığı başka fetih ve ganimetler de vâd etti. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.
Aynı konudaki âyetler: Fâtiha 6, Bakara 142, Bakara 213, Âl-i İmrân 51, Âl-i İmrân 101
Hicretin altinci yilinda, Hz. Peygamberin Hudeybiye’den Medîne’ye dönüsü esnasinda indirilmistir. Adini, müminlere büyük bir zaferi müjdeleyen ilk ayetinden almistir. 29 ayettir.Hz. Peygamber, rüyasinda arkadaslariyla birlikte Mekke’ye gidip Kâbe’yi ziyaret ettigini görmüstü. Oysa o günlerde bunun gerçeklesmesi görünüste imkânsiz gibiydi. Çünkü Mekkeli müsrikler Müslümanlara Kâbe yolunu kapatmislardi. Daha bir yil önce Hendek savasinda Medîne’yi kusatma altina alan müsriklerin egemenligi altindaki Mekke’ye gitmek, intihardan farksiz görünüyordu. Fakat gördügü rüyanin ilâhî bir buyruk oldugunu bilen Peygamber, hiç tereddüt etmeden sefer hazirliklarina basladi. Bu arada, kendilerine katilmalari için civardaki müttefik kabîlelere de haber gönderdi. Ne var ki, onlar bu tehlikeli yolculugu göze alamadiklarindan, çesitli bahaneler öne sürerek gelemeyeceklerini bildirdiler. Böylece, 1400 kisilik gönüllülerden olusan ve üzerlerinde birer kiliçtan baska silah bulunmayan kafile, haccetmek için Mekke’ye dogru yola çikti.Kafilenin yaklastigini haber alan Mekkeliler, bütün Arap geleneklerini çigneyerek hacilarin sehre girisini engellemeye karar verdiler. Bunun için, iki yüz atlidan olusan bir süvari birligini Müslümanlarin yolunu kesmek üzere yola çikardilar. Bunu haber alan Peygamber derhal yolunu degistirdi ve son derece sarp ve issiz yollardan büyük zorluklarla geçerek Mekke yakinlarindaki Hudeybiye düzlügüne ulasip orada konakladi. Daha sonra, Mekkelilerin gönderdigi 80 kisilik bir askerî birlik Müslümanlarin kampina saldirida bulundu, fakat hepsi yakalanip esir edildi. Peygamber, iyi niyet gösterisi olarak bu esirleri serbest birakti. Buna ragmen müsrikler küçük birlikler göndererek Müslümanlari tahrik edip kanli bir savasin içine çekmek istedilerse de, her defasinda Peygamberin kararli tutumu ve Müslümanlarin sabir ve disiplini sayesinde amaçlarina ulasamadilar. Daha sonra Peygamber, savasmak için gelmediklerini, aksine Kâbe’yi ziyaret edip kurban kestikten sonra geri döneceklerini Mekkelilere bildirmek üzere Osman bin Affan’i Elçi olarak gönderdi. Hz. Osman’in Mekke’ye varisindan kisa bir süre sonra öldürüldügü söylentileri Müslümanlara ulasinca, Mekkelilerden topyekün bir saldiri bekleyen Peygamber, arkadaslarini bir agacin altinda topladi ve ölünceye kadar savasacaklarina dâir onlardan söz aldi. Fakat birkaç gün sonra, Hz. Osman’in öldürülmedigi ve Mekkelilerin anlasmaya hazir olduklari anlasildi. Böylece, iki taraf arasinda sürdürülen uzun görüsmelerin ardindan, Hudeybiye Baris Antlasmasi imzalandi. Buna göre:1. On yil süreyle iki taraf arasinda ateskes yapilacak ve bir taraf digeri aleyhinde gizli veya açik hiçbir faaliyette bulunmayacakti.2. Müsriklerin velâyeti altinda bulunan bir kisi —ki antlasma metninde “racul” yani adam kelimesiyle ifade edilmisti— Mekke’den kaçip Medîne’ye sigindigi takdirde velisine iade edilecek, fakat Medîne’den kaçip Mekke’ye siginanlar Müslümanlara iade edilmeyecekti.3. Arap kabîleler, taraflardan birini seçerek bu anlasmaya katilabileceklerdi.4. Müslümanlar bu yil Kâbe’yi ziyaret etmeden geri dönecekler, ancak gelecek yil gelip Mekke’de üç gün kalacaklardi. Peygamberin imzaladigi bu sartlar, Müslümanlari büyük bir hayal kirikligina ugratmisti. Özellikle ikinci maddeyi büyük bir haksizlik ve zillet olarak görüyorlardi. Bütün bunlarin ötesinde, Peygamberin gördügü rüyanin gerçeklesmemis olmasi onlari derinden yaralamisti. Çünkü Peygamber rüyasinda Kâbe’yi ziyaret ettiklerini görmüs, fakat Mekke’ye ayak bile basamadan geri dönmek zorunda kalmislardi. Oysa bu konuyu degerlendirirken, su ince noktayi gözden kaçiriyorlardi: Onlara bu ziyaret müjdelenmis, ama bunun o yil gerçeklesecegi söylenmemisti. Zaten sadik rüyalar bazen bir gün, bazen bir yil, bazen de yillar sonra gerçeklesir. Yûsuf Peygamberin rüyasi da uzun yillar sonra gerçeklesmisti. Nitekim, Hz. Peygamberin rüyasi ertesi yil gerçeklesti ve müminler, aynen rüyada haber verildigi gibi Kâbe’yi ziyaret ettiler. Böylece, Peygamberin açik bir mûcizesi daha gerçeklesmis oldu. Öte yandan, Müslümanlarin baslangiçta agir bir yenilgi ve zillet olarak degerlendirdikleri baris antlasmasinin, aslinda —Allah’in yillar öncesinde buyurdugu gibi— muhtesem bir zafer oldugu, daha sonra gelisen olaylarla açikça ortaya çikti. Söyle ki: 1. Bu antlasmayla birlikte, Arabistan’da Islâmî bir yönetimin varligi ilk defa resmen kabul edilmis oluyordu. 2. Bu antlasma sayesinde, Mekkelilerin propagandasi yüzünden Arabistan’daki kabîlelerin gönlünde Islâm aleyhinde yerlesmis olan kin ve nefret duygulari biraz olsun dinmisti.3. Baris ortami, iki toplum arasindaki ticari ve kültürel alisverisi canlandirdi ve Müslümanlar, Arabistan’in en uzak noktalarina dagilarak süratle Islâm’i yaymaya basladilar. Öyle ki, Hudeybiye antlasmasindan önceki 19 yillik süre içerisinde Müslüman olanlarin toplam sayisi kadar insan, bundan sonraki iki yil içinde Islâm’a girmistir. 4. Peygamber, savasin durdurulmasindan sonra Medîne’de Islâm Devletini güçlendirerek, örnek bir Islâm toplumu olusturma imkani buldu. 5. Bu antlasma sayesinde ülkenin güney sinirlari emniyete alininca, Kuzey ve Orta Arabistan’daki kabîleler Islâm Devleti’nin hâkimiyeti altina girdiler.Bu antlasma sartlari içinde Müslümanlara en agir geleni, Mekke’den kaçarak Medîne’ye gelenlerin iade edilmesi, buna karsilik Medîne’den kaçip Mekke’ye gidenlerin iade edilmemesini öngören madde idi. Fakat kisa zaman sonra, bu madde de Mekkeliler aleyhine islemeye basladi. Söyle ki, anlasmanin yapilmasindan birkaç gün sonra, Ebu Basir isimli bir Müslüman, müsriklerin elinden kurtulup Medîne’ye ulasti. Hz. Peygamber, anlasma geregi onu Mekkelilere geri verdi. Fakat Ebu Basir, bir yolunu bulup, kendisini Mekke’ye götüren müsriklerin elinden kurtulup kaçti ve Kizildeniz sahilinde müsriklerin ticâret kervanlarinin geçtigi yol üzerinde yerlesti. Bu olaydan sonra Mekke’den kaçan her Müslüman, Ebu Basir’in kurdugu silahli birlige katildi. Nihâyet sayilari 70’i bulan bu insanlar, Mekke’deki bütün mal varliklarina el koyan Kureys müsriklerinin kervanlarina saldirilar düzenlemeye basladilar ve kisa bir süre sonra, Kureys’in ticareti durma noktasina geldi. Fakat Hudeybiye Antlasmasinin ilgili maddesi geregince, Peygamber bu Müslümanlardan sorumlu tutulamiyordu. Bu yüzden, bizzat Mekkelilerin ricasi üzerine, antlasmanin bu maddesi yürürlükten kaldirildi ve Ebu Basir ile adamlarinin Medîne’ye siginmasina müsaade edildi. Bütün bunlar, antlasmanin üzerinden daha iki yil geçmeden gerçeklesmisti. Oysa antlasmanin yapildigi günlerde, müsrikler bunun kendileri için büyük bir basari oldugunu düsünüyor, Müslümanlar ise agir bir zillete boyun egdiklerini zannederek Peygambere sitem ediyorlardi. Iste, Hudeybiye Antlasmasi’ni kendileri için agir bir yenilgi ve utanç verici bir zillet olarak degerlendiren Müslümanlar, büyük bir hayal kirikligi ve üzüntüyle Hudeybiye’den çikip Medîne’nin yolunu tutmuslardi ki, ilâhî direktiflerle imzalanan bu antlasmanin gerçekte muhtesem bir zafer oldugunu ve bu olayin, pes pese gelecek daha nice zaferlerin baslangici oldugunu müjdeleyen mübarek Fetih Sûresi nazil oldu: