6. Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur'an'ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah'ın yoluna ilettiğini görürler.
6. Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur'an'ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah'ın yoluna ilettiğini görürler.
﴿٦﴾
Kendilerine ilim verilmiş olan Abdullah b. Selâm ve arkadaşları gibi ehl-i kitabdan îman etmiş olanlar biliyorlar ki, Rabbinden sana indirilen Kur’ân hakkın ta kendisidir. Ve Azîz, hamde lâyık olanın dosdoğru olan yoluna iletmektedir. Yani hamde lâyık olan, izzet sâhibi yüce Allah'ın yoluna..... Âyet-i kerîme’de geçen “ hüve “ zamir-i fasıl'dır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Kendilerine ilim verilenler ise, Rabbinden sana indirilenin, hakkın ta kendisi olduğunu ve de çom güçlü, hamd olunmaya layık olanın yoluna hidayet ettiğini görürler.
Sahabelerin ve ehlikitabın iman etmiş âlimleri; Allah'ın sana indirmiş olduğu vahyin; içerisinde hiçbir şüphe olmayan hak olduğuna şahitlik ederler. Aynı şekilde o (Kur'an); mutlak galip olan, hiç kimsenin kendisine karşı üstün gelemediği, dünyada ve ahirette övgüye layık olan Allah'ın yoluna iletir.
Kendilerine bilgi verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur'an'ın) gerçek olduğunu bilir; onun, mutlak galip ve övgüye lâyık olan (Allah'ın) yoluna ilettiğini görürler.
Kendilerine bilgi verilenler, rabbinden sana indirilenin, gerçeğin ta kendisi olduğunu ve çok güçlü, her türlü övgüye lâyık olan Allah’ın yolunu gösterdiğini çok iyi bilirler.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar (ashab), görüyorlar ki, Rabbinden sana indirilen Kur’an hakkın kendisidir; ve o, hamde lâyık, her şeye gâlib olan Allah’ın yolunu (dinini) gösteriyor.
Kendilerine ilim verilenler, sana Rabbinden indirilenin hak oldugunu, guclu ve hamde layik olanin yolunu gosterdigini bilirler.
Kendilerine ilim verilen (gerçekçiler ise, Rabbından sana indirilenin hak olduğunu ve çok güçlü, çok üstün, övülmeğe hep lâyık olanın yoluna irşâd ettiğini görüp bilirler.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar görüyorlar ki, Rabbinden sana indirilen Kur’ân, hakkın kendisidir. O, gücüne nihayet olmayan, her hamde lâyık bulunan Allah’ın yolunu gösteriyor.
Kendilerine ilim verilenler ise Rabbinden sana indirilen (Kur’an) in hakıykatın ta kendisi olduğunu bilir (ler) ve (onlar) her hamde lâyık olan Ğaalib-i mutlakın (ya’ni Allahın) yolunu gösterir (ler).
Hâlbuki kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen (Kur`ân`)ın gerçekten hak olduğunu ve Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Hamîd (yegâne hamd edilmeye lâyık olan Allah`)ın yoluna hidâyet ettiğini görürler.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar görürler ki; sana Rabbından indirilmiş olan, hakkın kendisidir. Ve Aziz, Hamid olanın dosdoğru yoluna iletmektedir.
Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar görüyor ki, sana Rabbinden indirilmiş olan o (Kur’an) mahz-ı hakîkattır ve azîz, hamîd olanın yolunu göstermektedir.
Kendilerine bilgi verilenler Rabb’in tarafından sana indirilen mesajın, insanları üstün iradeli ve övgüye lâyık Allah’ın yoluna iletici bir gerçek olduğunu görürler.
Kendilerine ilim nasib edilenler, sana indirilen kitabın, Rabbin tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğunu ve o mutlak kudret sahibi, bütün güzel övgülere lâyık olan Allah’ın yolunu gösterdiğini bilirler.