52. (Azabı görünce), "ona inandık derler" ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?
52. (Azabı görünce), "ona inandık derler" ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?
﴿٥٢﴾
“O'na Muhammed aleyhisselâma veya Kur’ân'a iman ettik“ dediler. Fakat onlar için (dünyaya) uzak (bulunan) bir mahalden el uzatmak nerede? Yani imanı olmak nerede? Çünkü orası âhirettir. Îmanın yeri ise dünyadır. Âyet-i kerîme’de geçen “ Tenavuş” kelimesi “Vav “ın yerine hemze ile de okunmuştur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Ona iman ettik, derler. Bu kadar uzak yerden ona (imana) nasıl kavuşulur?
Varacakları yeri gördüklerinde şöyle derler: "Bizler kıyamet gününe iman ettik." Onlar; imanın kabul edildiği amel diyarı olan dünyadan uzaklaşıp, ceza (karşılık) diyarı olan ahirete varmışken imana nasıl kavuşabilirler?
(İş işten geçtikten sonra:) «Ona inandık» demişlerdir, ama uzak yerden (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imana kavuşmak onlar için nasıl mümkün olur?
“Artık ona inandık” diyecekler; ama (dünyaya) bu kadar uzak bir yerden (kurtarıcı bir imana) kavuşmak ne mümkün!
(Ve azabı gördükleri zaman): "-Biz O’na= Hz. Muhammed’e (s.a.v.) iman ettik." demektedirler; fakat uzak bir yerden (ahiretten) tevbe etmek nerede?
(51-52) Onlari korktuklari zaman bir gorsen; artik kurtulus yoktur; cehenneme yakin bir yerde yakalanmislardir. O zaman, «Allah’a inandik» derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasil kolayca ulasirlar?
«Biz O’na imân ettik» derler. Ama uzak bir yerden (Âhiret’ten imâna) el sunmak (Dünya’ya yeniden döndürülmek) onlara nereden?
Ve: «O’na iman ettik» demektedirler. Fakat onlar için (âhiret gibi) uzak bir yerden (imana) el sunmak (ulaşabilmek) nerede?
«Ona îman etdik» demişlerdir. Fakat onlar için (dünyâye) uzak (kalmış) bir yerden (tevbeye) el sunmak nerede?.
Artık (iş işten geçtikten sonra): `Ona (Muhammed`e) îmân ettik` demişlerdir. Fakat uzak bir yerden (âhiret âleminden, dünyada olması gereken îmânı) elde etmek, onlar için nasıl (mümkün) olur?
O’na inandık demişlerdir. Ama uzak bir yerden nasıl kolayca imana ulaşılır?
Ve demiş olurlar ki, ona imân ettik. Fakat onlara uzak bir yerden el sunmak nerede?
O’na inandık derler, ama artık iyice uzağında kaldıkları imanı nasıl yakalayacaklardır?
İş işten geçtikten sonra "Peygambere inandık." demektedirler; ama uzak yerden, ta dünyadan imanı nasıl alabilsinler?