4. Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).
4. Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).
﴿٤﴾
Karısı Ümmü Cemil de dikenli odun hammalı olarak. Ebû Leheb'in karısı, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in yoluna hurma dikeni atardı. Âyet-i kerîme’de geçen “Vemreetuh" "Yesla" fiilindeki zamir üzerineatfedilmiştir. Araya meful ve sıfatının girmesi bunu caiz kılmıştır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Karısı da, odun taşıyıcısı…
Yürüdüğü yola dikenler atarak, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e eziyet eden karısı Ümmü Cemil de cehenneme girecektir.
Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek).
Dedikodu yapıp söz taşıyan karısı da.
(Peygambere eziyyet ve düşmanlık eden) karısı da (cehennemde) odun hammalı olarak (oraya girecek);
(4-5) Karisi da, boynunda bir ip oldugu halde ona odun tasiyacaktir.
Karısı da (aynı ateşe) odun taşıyıcı olacak;
Karısı da odun hamalı olarak (onunla beraber girecektir).
Karısı da. (Hem) odun hammalı olarak!
Karısı da! Odun hamalı olarak!
Karısı da odun taşıyarak;
Odun yüklenmiş olan karısı da.
Karısı da odun hamalı olarak.
(4-5) Eşi de boynunda bükülmüş urgan olarak, o ateşe odun taşıyacak.
Aynı konudaki âyetler: Tebbet 1
Mekke döneminin henüz baslarinda, Fâtiha sûresinden sonra indirilmistir. Ilk nazil olan sûreler arasinda yer almaktadir. Adini, son kelimesi olan ve “Hurma lifinden bükülmüs ip, urgan, kalin halat” anlamina gelen “Mesed” kelimesinden almistir. Tebbet ve Leheb adlariyla da bilinen sûre, 5 ayettir.Ebû Leheb, Peygamber’in öz amcasiydi. Fakat sahip oldugu güç ve servetiyle kibre kapilarak Islâm çagrisini reddetmisti. Basindan beri Peygambere siddetli muhâlefet göstermis ve onun çagrisinin insanlara ulasmamasi için elinden geleni yapmisti. Allah katinda üstünlük ölçüsünün mal ve servet degil, ahlâk ve erdemlilik oldugunu ifâde eden Islâm prensibi, onun bu dine düsman olmasinin en büyük sebebiydi. Ebû Leheb’in, Islâm’a düsmanlikta kendisinden hiç de geri kalmayan Ümmü Cemil adinda bir karisi vardi. Mekke “sosyetesinin” en parlak simalarindan biri olan ve Peygambere duydugu kin ve öfke yüzünden onun evinin önüne ve geçtigi yollara dikenler atacak derecede azginlasan bu kadin, ayrica, mücevherlerle süslü degerli bir kolyesini Müslümanlara karsi savasta kullanilmak üzere Kureys ordusuna hibe etmisti. Hz. Peygamber, yakinlarini açikça uyarma görevini (26. Suarâ: 214) alinca, Kâbe’nin hemen yanindaki Safâ tepesine çikip her kabîleyi ismi ile çagirarak söyle seslendi: “Size ‘Su dagin arkasinda düsman askerleri saldirmak üzere bekliyor!’ desem bana inanir miydiniz?” Onlar da “Evet!” diye cevap verdiler, “Çünkü sen hiçbir zaman yalan söylemezsin!” Bunun üzerine Peygamber, “O hâlde, sizi kiyâmet ve âhiret gerçegi ile uyariyorum!” deyince, dinleyiciler arasinda bulunan Ebû Leheb, “Yaziklar olsun sana, bizi bunun için mi buraya topladin!” diyerek yerden tas-toprak almis, Hz. Peygamber’e atarak yüz çevirip gitmisti. Kisa bir süre sonra, bu sûre nazil oldu.