3. O, bir alevli ateşe girecektir,
3. O, bir alevli ateşe girecektir,
﴿٣﴾
O, bir alevli ateşe alevlenmiş ve tutuşturulmuş bir ateşe girecektir. Bu isim neticede künyesi olmuştur. Çünkü yüzü kırmızı alevle ışıldayacak.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
O, alevli bir ateşe girecektir.
Kıyamet günü alevli bir ateşe girerek, onun sıcaklığına katlanmak zorunda kalacak.
Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek).
O, alev alev yanan ateşe atılacak!
O, bir alevli ateşe girecek.
Alevli atese yaslanacaktir.
Alev alev yükselen ateşe varıp girecek.
(O), alevli bir ateşe girecektir.
Alevli bir ateşe girecek o.
(O,) alevli bir ateşe girecektir!
Alevli ateşe girecektir.
Bir alevli ateşe girecektir.
Alevli ateşte yanacaktır.
O, alev alev yükselen ateşe girecek,
Mekke döneminin henüz baslarinda, Fâtiha sûresinden sonra indirilmistir. Ilk nazil olan sûreler arasinda yer almaktadir. Adini, son kelimesi olan ve “Hurma lifinden bükülmüs ip, urgan, kalin halat” anlamina gelen “Mesed” kelimesinden almistir. Tebbet ve Leheb adlariyla da bilinen sûre, 5 ayettir.Ebû Leheb, Peygamber’in öz amcasiydi. Fakat sahip oldugu güç ve servetiyle kibre kapilarak Islâm çagrisini reddetmisti. Basindan beri Peygambere siddetli muhâlefet göstermis ve onun çagrisinin insanlara ulasmamasi için elinden geleni yapmisti. Allah katinda üstünlük ölçüsünün mal ve servet degil, ahlâk ve erdemlilik oldugunu ifâde eden Islâm prensibi, onun bu dine düsman olmasinin en büyük sebebiydi. Ebû Leheb’in, Islâm’a düsmanlikta kendisinden hiç de geri kalmayan Ümmü Cemil adinda bir karisi vardi. Mekke “sosyetesinin” en parlak simalarindan biri olan ve Peygambere duydugu kin ve öfke yüzünden onun evinin önüne ve geçtigi yollara dikenler atacak derecede azginlasan bu kadin, ayrica, mücevherlerle süslü degerli bir kolyesini Müslümanlara karsi savasta kullanilmak üzere Kureys ordusuna hibe etmisti. Hz. Peygamber, yakinlarini açikça uyarma görevini (26. Suarâ: 214) alinca, Kâbe’nin hemen yanindaki Safâ tepesine çikip her kabîleyi ismi ile çagirarak söyle seslendi: “Size ‘Su dagin arkasinda düsman askerleri saldirmak üzere bekliyor!’ desem bana inanir miydiniz?” Onlar da “Evet!” diye cevap verdiler, “Çünkü sen hiçbir zaman yalan söylemezsin!” Bunun üzerine Peygamber, “O hâlde, sizi kiyâmet ve âhiret gerçegi ile uyariyorum!” deyince, dinleyiciler arasinda bulunan Ebû Leheb, “Yaziklar olsun sana, bizi bunun için mi buraya topladin!” diyerek yerden tas-toprak almis, Hz. Peygamber’e atarak yüz çevirip gitmisti. Kisa bir süre sonra, bu sûre nazil oldu.