5. Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
5. Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
﴿٥﴾
Hâlbuki onlar kitapları Tevrat ve İncîl'de; doğruya yönelerek, İbrâhîm'in ve-gelince- Muhammed'in dini üzere dosdoğru olarak, dini şirkten (arındırıp) yalnız Allah'a tahsis ederek Ona kulluk etmekle emrolunmuşlardı. Peki şimdi nasıl oldu da onu inkâr ettiler? Bir de namazı dosdoğru kılıp zekâtı vermekle… İşte dosdoğru din, budur! Âyet-i kerîme’de geçen "Liya'büdû" lâfzı, "En ya'büdû" takdirindedir, "en",hazfedilip, lam ziyade edilmiştir. Ayrıca âyetin devamındaki "Din" lâfzı, "Millet" mânâsındadır. (Bu sebeple onun aslen sıfatı durumundaki "el-Kayyime" lâfzı, müennes olmuştur)
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a ibadet etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. İşte dosdoğru din budur.
Burada Yahudi ve Hristiyanların işlediği günah ve inadı ortaya çıkıyor. Onlara bu Kur’an’da, bir tek Allah’a ibadet etmeleri, şirkten uzak durmaları, namazı kılmaları ve zekât vermeleri dışında kendi kitaplarında emredilenlerden başka bir şey emredilmedi. Onlara emredilen o din, içinde hiçbir eğrilik bulunmayan dosdoğru olan dindir.
Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.
Halbuki onlara, Allah’a kulluk etmeleri, Hanîfler olarak O’na yürekten inanıp boyun eğmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmişti. Doğru din de işte budur.
Halbuki onlar, ancak Allah’a, O’nun dininde ihlâs sahibleri olarak, diğer bâtıl dinlerden İslâm’a yönelerek ibadet etsinler, namazı gereği üzre kılsınlar ve zekâtı versinler diye emrolunmuşlardı. İşte bu emredildikleri şey, dosdoğru hak dindir.
Oysa onlar, dogruya yonelerek, dini yalniz Allah’a has kilarak O’na kulluk etmek, namazi kilmak ve zekati vermekle emrolunmuslardi. Dosdogru olan din de budur.
Halbuki onlar ancak dini O’na (Allah’a) has kılmak, bâtıldan uzak, Hakk’a yönelerek Allah’a kulluk etmekle, namaz kılmakla, zekâtı vermekle emrolunmuşlardı. İşte en âdil, en sağlam hükümler taşıyan din budur ’
Halbuki onlar, dini sadece Allah’a tahsis ederek, Allah’ı birleyerek, ancak Allah’a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.
Halbuki onlar Allaha, Onun dîninde ihlâs (ve samîmiyyet) erbabı ve muvahhidler olarak, ibâdet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından, zekâtı vermelerinden başkasıyle emr olunmamışlardı. En doğru dîn de bu idi.
Hâlbuki (onlara) ancak, dinde ihlâslı (samîmî) kimseler, hakka yönelmişler olarak O`nun (rızâsı) için yalnız Allah`a kulluk etmeleri, namazı hakkıyla edâ etmeleri ve zekât vermeleri emrolunmuştu. İşte bu ise, doğru dindir!
Halbuki onlar; doğruya yönelerek, dini yalnız Allah’a tahsis ederek O’na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. En doğru din de işte budur.
Halbuki, onlar emrolunmadılar, ancak dinde ihlas sahipleri, muvahhidler olarak ibadet etsinler ve namazı dosdoğru kılsınlar ve zekâtı versinler (diye emrolunmuşlardır). Ve işte en doğru din de budur.
Oysa onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah’a has kılarak O’na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur.
Halbuki onlara, şirkten uzak olarak yalnız Allah’a ibadet etmeleri, namazı hakkıyla ifâ etmeleri, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte sağlam, dosdoğru din budur.
Aynı konudaki âyetler: Bakara 132, Bakara 193, Bakara 217, Bakara 256, Âl-i İmrân 19
Aynı konudaki âyetler: A'râf 26, Yûnus 22, Ankebût 65, Lokmân 32, Zümer 2
Aynı konudaki âyetler: Tevbe 29, Tevbe 33, Tevbe 36, Nûr 25, Fetih 28
Aynı konudaki âyetler: Bakara 3, Bakara 43, Bakara 45, Bakara 83, Bakara 110
Aynı konudaki âyetler: Bakara 43, Bakara 83, Bakara 110, Bakara 177, Bakara 277
Hicretten hemen sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen ve Kur’an’a isâret eden “Beyyineh: açik delil, kanit” kelimesinden almistir. 8 ayettir.