1. Kitap ehlinden inkâr edenler ile Allah'a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1. Kitap ehlinden inkâr edenler ile Allah'a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
﴿١﴾
O küfretmiş olan ehl-i kitap ve müşrikler, putlara tapanlar, kendilerine beyyine, apaçık bir delil -ki, o da Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'dir- gelinceye kadar, üzerinde bulundukları dinden kopacak, ayrılacak değillerdi. Âyet-i kerîme’de yeralan“ minehli...” lâfzındaki “min“Beyaniyyedir. Ayrıca “ münfekkîne ” lâfzı, “yekün“ünhaberi, “ Te’tiyehum” lâfzıda ”etethüm “mânâsındadır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Kitap ehlinden ve müşriklerden kâfirler, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürlerinden) ayrılacak değiller.
Yahudi, Hristiyan ve müşrik kâfirler kendilerine apaçık deliller ve büyük kanıtlar gelinceye dek, küfür üzerine ittifak etmek ve toplanmaktan vazgeçecek değillerdi.
Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar ehl-i kitaptan ve müşriklerden inkârcılar (küfürden) ayrılacak değillerdi.
Ehl-i kitap’tan ve müşriklerden hakkı inkâr edenler, kendilerine açık kanıt ve Allah tarafından gönderilen, tertemiz sayfaları okuyan bir elçi gelinceye kadar (hakkı inkârcılıktan) ayrılacak değillerdir.
Ehl-i kitab (Yahûdi’lerle Hristiyanlar) ve müşriklerden (putlara tapanlardan) o kafir olanlar, kendilerine açık bir hüccet gelinceye kadar (üzerinde bulundukları dinden) ayrılacak değillerdi.
(1-3) Kitap ehlinden ve putperestlerden olan inkarcilar, kendilerine apacik bir belge, icinde kesin ve en dogru hukumlerin bulundugu arinmis sahifeleri okuyan, Allah katindan bir peygamber gelene kadar dinlerinden vazgececek degillerdi.
(1-2-3) Kitap Ehli (Yahudi ve Hıristiyanlar) ve müşrikler (Allah’a i ortak koşanlar)dan küfre sapanlar, kendilerine açık ve kesin delil; içinde en âdil, en sağlam hükümler bulunan tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gönderilen bir peygamber gelinceye kadar (küfürden) ayrılmış olmadılar.
Kitap ehlinden ve müşriklerden (Hakk’ı) tanımayanlar, kendilerine açık delil gelinceye kadar inkârlarından ayrılacak değillerdi.
(1-2-3) Kitablardan ve müşriklerden küfredenler kendilerine apaçık bir hüccet, (ya’nî) içinde (kitabların) en doğru (hükümleri) yazılı, (baatıldan âzâde ve) temiz sahîfeleri okuyacak Allahdan bir peygamber gelinceye kadar (gûyâ intizaar edeceklerdi, dînlerinden) ayrılacak değillerdi.
Kitab ehlinden ve müşriklerden inkâr edenler, kendilerine beyyine (apaçık delil)gelinceye kadar (bulundukları dinden) ayrılacak kimseler değildi.
Kitab ehlinden ve müşriklerden küfredenler, kendilerine apaçık bir huccet gelinceye kadar vazgeçecek değillerdi.
Ehl-i kitaptan ve müşriklerden kâfir olanlar kendilerine apaçık bir hüccet gelinceye değin (küfürlerinden) ayrılacak değillerdir.
Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar kitap ehlinden ve müşriklerden inkarcılar küfürden ayrılacak değillerdi.
Gerek Ehl-i kitaptan, gerek müşriklerden olan kâfirler, kendilerine o açık ve kesin delil gelmedikçe, inkârlarından ayrılacak değillerdi.
Aynı konudaki âyetler: Bakara 105, Âl-i İmrân 64, Âl-i İmrân 65, Âl-i İmrân 69, Âl-i İmrân 72
Hicretten hemen sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen ve Kur’an’a isâret eden “Beyyineh: açik delil, kanit” kelimesinden almistir. 8 ayettir.