8. Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir.
8. Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir.
﴿٨﴾
Ey insan hiç şüphe yok ki, dönüş (ün) ancak Rabbinedir. O, azgınlık yapana lâyık olduğu cezayı verecektir. Bu âyet bu gibi insanı tehdit etmektedir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Oysa, dönüş Rabbinedir.
-Ey Peygamber!- Muhakkak kıyamet günü dönüş Rabbine olacak ve O da herkese hak ettiği karşılığı verecektir.
Gerçek şu ki, insan kendini kendine yeterli görerek azar. Kuşkusuz dönüş Rabbinedir.
Oysa (kuldaki) her şey yalnız rabbine aittir (O’na dönecektir).
Muhakkak ki, (ey insan!) Nihayet Rabbinedir dönüş.
Donus suphesiz Rabbinedir.
Şüphesiz ki dönüş ancak Rabbınadır.
Muhakkak ki dönüş mutlaka Rabbinedir.
(Ey insan) şübhesiz dönüş (ün) ancak Rabbinedir.
Muhakkak ki dönüş, Rabbinedir.
Dönüş, şüphesiz ancak Rabbınadır.
Muhakkak ki dönüş, ancak Rabbinedir.
Dönüş Rabbinedir.
Ama dönüş elbette Rabbinedir!
Aynı konudaki âyetler: Âl-i İmrân 14, Tevbe 24, Tevbe 35, Tevbe 58, Tevbe 59
Bu surenin ilk bes ayeti, Hz. Peygamber’e vahyedilen ilk Kur’an ayetleridir. Geri kalan ayetler bir yil sonra nazil olmustur. Adini, ikinci ayetinde geçen ve “kan pihtisi seklinde bir yere yapisip duran sey” anlamina gelen “Alak” kelimesinden almistir. 19 ayettir.Hz. Isa’dan takriben alti asir geçmisti. Daha önceki elçilerin getirdigi mesaj, Yahudilik ve Hristiyanlik adi altinda tamamen yozlastirilmis, özünden saptirilarak taninmaz hâle gelmisti. Zulüm ve haksizlik yeryüzünü kusatmis, ahlâkî degerler bozulmus ve ilâhî vahiyden uzaklasan insanlik, korkunç bir bunalimin pençesine düsmüstü. Iste insanoglu böyle adim adim felâkete dogru sürüklenirken, Hicretten 13 yil önce, Miladi 610 yilinda, Ramazan ayinin bir gecesi, Kadir Gecesinde ilâhî rahmet yeniden tecelli etti. Sonsuz ilim, kudret, rahmet ve merhamet sahibi Allah, “Oku!” emriyle baslayan ve bizzat kendi korumasi altinda kiyamete kadar insanliga yol gösterecek olan Son Mesaji Kur’an-i Kerim’i göndererek, bütün dertlere, sikintilara, bunalimlara son veren, insani dünya ve ahirette gerçek anlamda huzura, mutluluga ulastiran biricik çözüm yolunu gösterdi: Açiklama 2:'Oku! Yaratan Rabbinin adiyla' ayeti bunlardan birisi ve ilkiydi. Ayet kisa ama çok önemli bilgi ve mesajlar içeriyordu. Bu ayet 'yaratanin adiyla' veya 'Allah’in adiyla' biçiminde degildi; eger böyle olsaydi mesaj çok degisirdi. Bu iki ifadeyle de müsriklerin yanlis inançlarina müdahale söz konusu olmazdi. Çünkü, müsrikler yaratana ve yaratan olarak Allah'a inaniyorlardi. Yine ayni ayet 'Rabbinin adiyla' biçiminde olsaydi, bu da müsrik inancindaki yanlisligi, en azindan ilk planda anlasilan muhtevasiyla tashih etmeyecekti. Çünkü müsrikler arasinda yaygin kullanilan ve anlasilan biçimiyle rabb olanlar Allah'tan baska seyler veya kisiler olduguna göre, müsrikler bununla kendi inançlarinin tasdik edilmis oldugunu düsüneceklerdi. Ancak ayet daha farkli biçimdeydi. Ayette 'Yaratan Rabbinin adiyla' deniliyordu. Bu mevcut inanci toptan degistiren bir ifadeydi. Müsriklere göre, yaratan irade rabb degildi, rabb olanlar da yaratan degillerdi. O halde bu ayetin kendilerini, kendi insan rabblerini ifade etmedigi açikti. Ayette yaratma sifati rabbe degil, rabb sifati tamamiyla yaratana ait kiliniyordu; bir diger söyleyisle kendilerinin de inandiklari Allah'a. Müsriklerin inandiklari yanlis rabb anlayislari tamamiyla reddediliyor, yaratandan baskasina rabb sifatindan herhangi bir pay verilmemis oluyordu. Bu da demekti ki; Allah, her seyin rabbidir. Hiçbir sey onun egemenliginin disinda degildir."Celaleddin Vatandas, Hz Muhammed'in Hayati ve Islam Daveti