15. Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız.
15. Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız.
﴿١٥﴾
Hayır! Hayır! Bu ona bir tehdittir. Yemin olsun ki, bundan üzerinde bulunduğu küfürden vazgeçmezse, mutlaka alnından yakalayıp cehenneme sürükleyeceğiz.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Hayır! Eğer son vermezse, elbette perçeminden yakalayıp, sürükleriz.
Durum hiç de bu cahilin tasavvur ettiği gibi değildir. Eğer kulumuza eziyet etmeyi ve onu yalanlamayı bırakmazsa, onu başının önünden/perçeminden yakalayıp zorla cehennemin içine çekeceğiz.
Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden), o yalancı, günahkâr alından (perçemden) yakalarız (cehenneme atarız). O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın. Biz de zebânîleri çağıracağız. Hayır! Ona uyma! Allah'a secde et ve (yalnızca O'na) yaklaş!
Hayır hayır! Eğer vazgeçmezse mutlaka onu perçeminden yakalayıp sürükleriz!
(Peygamberi namazdan alıkoymak isteyen kâfir Ebu Cehil, teşebbüs ve düşüncelerinden) vazgeçsin. Celâlim hakkı için, eğer (aklını başına alıb) vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden yakalayıb (ateşe) sürükleyeceğiz:
Ama bundan vazgecmezse, and olsun ki, onu perceminden,
(15-16) Hayır, hayır; o bu tutumundan vazgeçmezse, elbette onu alnından tutup, o yalancı günahkâr alından (Cehennem’e sürükleyeceğiz).
(15-16) Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.
(Böyle şeylerden) sakınsın o. Eğer (küfründen) vaz geçmezse, andolsun, onu aln (ının saç) ından tutub (cehenneme) sürükleriz,
Hayır! Celâlim hakkı için, eğer (bundan) vazgeçmezse, elbette o perçem(in)den tutup (onu Cehenneme) sürükleriz!
Ama bundan vazgeçmezse; andolsun ki; onu alnından tutup sürükleriz.
Yok, yok... Eğer nihâyet vermezse, elbette ki Biz o alnı sürükleyeceğizdir.
Hayır eğer bundan vazgeçmezse onu perçeminden yakalarız.
(15-16) Hayır! Hayır! Olmaz böyle şey! Eğer bu tutumundan vazgeçmezse, onu perçeminden tutup cehenneme sürükleriz. Evet, o yalancı ve suçlu perçeminden tutup sürükleriz.
Bu surenin ilk bes ayeti, Hz. Peygamber’e vahyedilen ilk Kur’an ayetleridir. Geri kalan ayetler bir yil sonra nazil olmustur. Adini, ikinci ayetinde geçen ve “kan pihtisi seklinde bir yere yapisip duran sey” anlamina gelen “Alak” kelimesinden almistir. 19 ayettir.Hz. Isa’dan takriben alti asir geçmisti. Daha önceki elçilerin getirdigi mesaj, Yahudilik ve Hristiyanlik adi altinda tamamen yozlastirilmis, özünden saptirilarak taninmaz hâle gelmisti. Zulüm ve haksizlik yeryüzünü kusatmis, ahlâkî degerler bozulmus ve ilâhî vahiyden uzaklasan insanlik, korkunç bir bunalimin pençesine düsmüstü. Iste insanoglu böyle adim adim felâkete dogru sürüklenirken, Hicretten 13 yil önce, Miladi 610 yilinda, Ramazan ayinin bir gecesi, Kadir Gecesinde ilâhî rahmet yeniden tecelli etti. Sonsuz ilim, kudret, rahmet ve merhamet sahibi Allah, “Oku!” emriyle baslayan ve bizzat kendi korumasi altinda kiyamete kadar insanliga yol gösterecek olan Son Mesaji Kur’an-i Kerim’i göndererek, bütün dertlere, sikintilara, bunalimlara son veren, insani dünya ve ahirette gerçek anlamda huzura, mutluluga ulastiran biricik çözüm yolunu gösterdi: Açiklama 2:'Oku! Yaratan Rabbinin adiyla' ayeti bunlardan birisi ve ilkiydi. Ayet kisa ama çok önemli bilgi ve mesajlar içeriyordu. Bu ayet 'yaratanin adiyla' veya 'Allah’in adiyla' biçiminde degildi; eger böyle olsaydi mesaj çok degisirdi. Bu iki ifadeyle de müsriklerin yanlis inançlarina müdahale söz konusu olmazdi. Çünkü, müsrikler yaratana ve yaratan olarak Allah'a inaniyorlardi. Yine ayni ayet 'Rabbinin adiyla' biçiminde olsaydi, bu da müsrik inancindaki yanlisligi, en azindan ilk planda anlasilan muhtevasiyla tashih etmeyecekti. Çünkü müsrikler arasinda yaygin kullanilan ve anlasilan biçimiyle rabb olanlar Allah'tan baska seyler veya kisiler olduguna göre, müsrikler bununla kendi inançlarinin tasdik edilmis oldugunu düsüneceklerdi. Ancak ayet daha farkli biçimdeydi. Ayette 'Yaratan Rabbinin adiyla' deniliyordu. Bu mevcut inanci toptan degistiren bir ifadeydi. Müsriklere göre, yaratan irade rabb degildi, rabb olanlar da yaratan degillerdi. O halde bu ayetin kendilerini, kendi insan rabblerini ifade etmedigi açikti. Ayette yaratma sifati rabbe degil, rabb sifati tamamiyla yaratana ait kiliniyordu; bir diger söyleyisle kendilerinin de inandiklari Allah'a. Müsriklerin inandiklari yanlis rabb anlayislari tamamiyla reddediliyor, yaratandan baskasina rabb sifatindan herhangi bir pay verilmemis oluyordu. Bu da demekti ki; Allah, her seyin rabbidir. Hiçbir sey onun egemenliginin disinda degildir."Celaleddin Vatandas, Hz Muhammed'in Hayati ve Islam Daveti